| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

tamarra

"Her gün gençliğim için bir zulüm,sebebi sensin gülüm...Gülüşüme bir kurşun sıksa da ölüm,unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm..."

35 "yaşam" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"yaşam" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Saç boyaları masum mu?

Saç boyaları masum mu?

Kimyasal boyalar mı yoksa doğal boyalar mı? Sağlıklı saçlar için hangisini seçmeli?

Saçı boyarken bunlara dikkat!

Kimyasal boyalar mı, yoksa doğal boyalar mı, hangisini seçmeli? Saç rengini değiştirmek, beyazlan gizlemek veya sadece bir ışıltı yaratmak için... En uygun saç boyası nasıl seçilir? Hangi metoda öncelik tanınma­lı? Saç sağlığına zarar vermeden nasıl kullanmak lazım?

Sağlıklı saçın yapısı             
     
Saçı oluşturan 5 temel element var:     
                 
• Protein yüzde 83-87  
• Nem yüzde 3                       
• Tuz                                                        
• Şeker
• Yağ Asidi

Saç canlı bir organizma olmadığı için bu elementler korunmalı. Saçın ve cildin ideal pH seviyesi pH 4,5 – 5,5 arası.                                       

3 ana kimyasal boya var                                                        

• Üç ana kimyasal boya var:  Direkt, Kalıcı ve Ton Sür Ton Boyalar.

*Direkt boyalar saçı değiştirmez. Doğrudan saç telinin dış yüzeyine sabitlenirler. Boya negatif, saç pozitif yüklü olduğundan birbirlerine mıknatıs gibi yapışarak saça sabitlenirler. Bu boyalar saçın renginin açılmasına veya beyaz saçların örtülmesine izin vermez ancak saçta yansımalar sağlar.

Kalıcı boyalar olarak bilinen oksidasyon bazlı boyalar saç teline nüfuz eder. Bunlar, saçın ve özellikle saça rengini veren melaninin yapısını değiştirir. Bu boyalar iki bileşik ile iş birliği halinde etkilerini gösterir: oksijenli su (oksidan) ve amonyak (alkalin). Amonyak, saç teline kimyasal boyanın girmesine izin verecek şekilde saçın kabuğunu açar. Kabuklar açıldıktan sonra amonyak uçar.

Ton sür ton olarak adlandırılan boyalar ise, yukarıda anlatılan direkt boyalar ve oksidasyon bazlı boyaların ortalarında bir yerde bulunur. Amonyak içermezler ama oksijenli su içerirler.

Doğal boyalar saçı kuvvetlendiriyor

Kına en bilenen doğal saç boyası. Avantajı çivit, papatya gibi diğer doğal boyaların saç sağlığına verebileceği tehlikelerin hiçbirini bulundurmaması. Hem saç boyası hem de dövme yapımında kullanılan kına; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan'da yetiştirilen bir bitkiden elde ediliyor. Bu bitkiden elde edilen renkler sarıdan kırmızıya kadar değişirken esmer veya turuncu tonlarında. Bunlardan da maun ve kumral yansımalar elde ediliyor.Birçok doğal boya kına kullanılarak yapılıyor. Ancak, bu bitki fazla bir renk seçeneği sunmadığından bazı üreticiler kına ile çivit gibi farklı karışımlar yoluna gidiyor.

Organik saç boyaları "organik" değil!

• Doğal olduğu iddia edilen ürünlerde BDIH (kontrol edilmiş doğal kozmetik) sertifikası aranmalı. Sentetik koku, renk ve konserve edici madde parafin ve diğer petrol kökenli maddeler içermemeli.

• Ambalajında "organik" yazan her boyanın organik olmadığı, özellikle kimyasal saç boyası kullanmaları kadın-doğum uzmanlarınca önerilmeyen hamile kadınlar bu konuda dikkat etmeli.

Saç boyaları kanserojen mi?

• Yiyip içtiklerimizin "içindekiler" listesine bakıyoruz ama vücudumuza sürdüğümüz bakım ürünlerinin, boyaların, krem ve parfümlerin içinde ne olduğuna bakmak pek aklımıza gelmiyor. Oysa, derimiz de üzerinde bulunan maddeleri kan dolaşımına aktarma kabiliyetine sahip.

• Saç boyası üretiminde kullanılan kimyasallardan 22 tanesi Avrupa ülkelerinde yasaklandı. Amerikalı bir çevre örgütünün incelemesinde birçok saç boyasının "çok zararlı" olduğu görüldü.

• Kafaya pek takmadığımız bu "içinde ne var" sorusu, Amerikalı çevre örgütü EWG'nin kafasına çok takılmış. Binlerce kozmetik ürününü inceleyip içinde hangi maddeler olduğuna bakmışlar.

• Aslında bu gizlenen bir şey değil, küçücük harflerle de olsa çoğu ürünün üstünde yazıyor. Yaptıkları şey daha ilginç; içindekiler listesinde bulunan kimyasalların sicilini de dökmüşler.

Boyanın içinde bu maddeler varsa dikkat!

Bu 22 kimyasal maddeyi içeriyorsa saçınıza sürdüğünüz boya size zarar veriyor. İşte o liste:

• 6-Methoxy-2,3-Pyridinediamine
• 2,3-Naphthalenediol
• 2,4-Diaminodiphenylamine
• 2,6-Bis(2-Hydroxyethoxy)-3,5-Pyridinediamine
• 2-Methoxymethyl-p-Aminophenol
• 4,5-Diamino-1-Methylpyrazole
• 4,5-Diamino-1-((4-Chlorophenyl)Methyl)-1H-Pyrazole Sulfate
• 4-Chloro-2-Aminophenol
• 4-Hydroxyindole
• 4-Methoxytoluene-2,5-Diamine
• 5-Amino-4-Fluoro-2-Methylphenol Sulfate
• N,N-Diethyl-m-Aminophenol
• N,N-Dimethyl-2,6-Pyridinediamine
• N-Cyclopentyl-m-Aminophenol
• N-(2-Methoxyethyl)-p-phenylenediamine
• 2,4-Diamino-5-methylphenetol
• 1,7-Naphthalenediol
• 3,4-Diaminobenzoic acid
• 2-Aminomethyl-p-aminophenol
• Solvent Red 1 (CI 12150)
• Acid Orange 24 (CI 20170)
• Acid Red 73 (CI 27290)

Ben Babamı İstiyorum

Ben Babamı İstiyorum

Bu sabah yine yataktan çıkmak istemiyorum
Biliyorum ki yine kalkacağım
Kapının dışına bakacağım
Ve yine babamın ayakkabıları orada olmayacak.

Ananem beni sevsin istemiyorum
Biliyorum ki ona sarılacağım
Okuldan gelince arayacağım
Ve yine babamın sesi duyulmayacak



Annem beni hediyelere boğsun istemiyorum
Biliyorum ki ona kanacağım
Uyumadan önce başucumdaki resme bakacağım
Ve yine babam bana sarılamayacak

Öğretmenim bana iyi davransın istemiyorum
Biliyorum ki derse dalacağım
Teneffüslerde hoplayıp zıplayacağım
Ve babam bana ulaşamayacak.

Komşularımız bana abartılı gülücükler atsın istemiyorum
Biliyorum ki inanacağım
Acıklı sevgi sözcükleriyle şımaracağım
Ve babam benimle konuşamayacak.

Dedemle şakalaşmak istemiyorum
Biliyorum ki geçici de olsa mutlu olacağım
Ben babamı istiyorum diye haykıracağım
Ama hiç kimse bana aldırmayacak...

Onu vücudundan tanıyın

Onu vücudundan tanıyın
Kendini ne kadar saklarsa saklasın, üzerinde taşıdığı bazı işaretler, karakteri, sizi aldatıp aldatmayacağı hatta sağlık durumu hakkında bile bilgi veriyor. İşte onu tanımanızı sağlayacak ipuçları...

YÜZÜK PARMAĞI DİĞERLERİNDEN UZUNSA  

Yüzük parmağı diğer parmaklarından uzun olan erkeklerin hem spor hem de sayılarla arası gayet iyidir. Ancak aynı şeyi dans etme yeteneği konusunda söylememiz ne yazık ki çok zor.
Kalp krizi geçirme riski olması da dikkat etmeniz gereken önemli bir unsur.
                     

SAÇLARI DÖKÜLMÜŞSE          

Saçları dökülmüş erkeklerden hoşlanmıyor olabilirsiniz ancak biz size yine de bu tiplerin libidolarının genellikle yüksek olduğunu ve yatakta başarılı olduklarını belirtelim.

BACAKLARINI AYIRARAK OTURUYORSA                                            

Yapılan bir araştırma erkeklerin fiziksel hünerlerini ve erkekliklerini göstermek için biraz alana ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Bu, hem cinsel güçlerini hem de kendilerine olan güvenlerini göstermek için kullandıkları bir yöntemdir.

BAŞI BÜYÜKSE                                                   

Büyüklüğün önemi tam da burada ortaya çıkıyor. Erkek arkadaşınızın başı ne kadar büyükse IQ'su da o kadar yüksektir. Alın elinize mezurayı ve başlarınızın büyüklüğünü kıyaslayın. Bakalım hanginiz daha zekisiniz?

UZUN BOYLUYSA                               

Kısa erkeklere oranla uzun boylu erkekler daha fazla prostat kanserine yakalanma riski taşıyor. Şanslılar ki, kalp krizi riskinden de bir o kadar uzaklar.
Bilim adamları, boy uzunluğunun sağlıklı beslenmeyle ilgisi olduğunu ortaya çıkardılar. Aynı zamanda uzun bacaklar düşük tansiyon ve kolesterol seviyesine işaret ediyor.

BURNU BÜYÜKSE           

İri burunlu bir erkek gayet karizmatik de olabilir, ancak genellikle kadınlara pek çekici gelmez. Peki, iri bir burnun büyükçe bir cinsel organın ipucu olduğunu söylesek?!

DUDAKLARI İNCEYSE

İnce dudaklı tipler hislerini asla belli etmezler. Bu özelliğe sahip erkekler oldukça duygusaldır, ayrıca çoğumuzda öpüşme isteği uyandırdıkları da bir gerçektir.
Keyiflerine ve rahatlarına aşırı düşkün tipler oldukları da söylenebilir. Eğer hem yatakta hem de dışarıda bir parti canavarı istiyorsanız, ince dudaklı erkekler tam size göre.

YÜZ HATLARI BELİRGİNSE

Güçlü bir çene ve belirgin elmacık kemikleri onun yüksek testosteron seviyesine sahip olduğunu gösterir. Bu tiplerin evlenmelerinin küçük bir ihtimal olduğunu belirtmeden geçemeyeceğiz.
Onunla mutlu sona ulaşsanız bile aldatılma olasılığınız yüksek. Daha fazla kötü özellik saymadan siz en iyisi ondan uzaklaşmaya bakın.

ANNE NEDİR ...............

ANNE,

dunyada karsilik beklemeden borek yapan tek insandir ...
karsiliksiz sevginin ete kemige burunmus halidir !
ne kadar uzsen de 10 dakka sonra seni affeden zarif bir memeli turudur,
yagli bile olsa tiksinmeden sacini oksayan, kucagina yatiran, opup koklayan
tek varliktir, melegin sut verebilenidir.
yarasin diye muhallebinin icine ciger katarak cocuguna yediren
manyaklik derecesinde yaraticidir.
yemek yemeyen cocugun dikkatini cekmek icin elindeki tencere ve
tavalarla maymunluk yapabilen kisidir, kafayi cocuklariyla bozmus,
gobek bagi kopsa da yurek bagi asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan
disisidir bulasik, utu, vb yaparkene bile automatik olarak cene calan, kendi
kendine konusan, anne ne diyon dediginizde 'sen kendi isine bak, bi de senle
ugrasmayayim' seklinde asortik cevaplar verendir, "Ulen eve bi saat gec
gelsek vır vır vır" seklinde kari dırdırı denen mereti erkeklere daha
kucukten belletendir, yemek uzmani, duzen insani, bilgili, kulturlu - her
seyi bilen sahsiyetdir, yavrularini yol tarafından degil, kaldirim
tarafindan yurutendir, dizi dizi incidir lakin gerektiginde laf sokma
dalında da birincidir, sevgiliden ayrilma haberi verildiginde, "amaaan ben
sana daha guzelini bulurum" diyebilen komik bir karakterdir, ''Oglum aradim
yoktun. Bende mesaj atayim dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladim.
Sapkasiz cikma o karilarla.
Kara borulcem benim optum annen''
seklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi israrla reddeden,
kabullenemeyen, kafasina gore yorumlayan bilisim dusmanidir,
*** ama ... ama dunyanın en guzel kucagina sahip, en guzel kokan,
harikulade bir varlıktir *** olmadik yerlerde "iyi ki dogurmusum ulen seni!"
diyen ve benim hatirima benimle freddy mercury dinleyen bir sabir agacidir,
evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan guc abidesidir
evde biryere uzandiginiz an orada temizlik yapacagi tutan, temizlik
konusunda kayisi kopardigindan temizlikci gelecek diye evi temizleyen
balans ayari kacmis temizlik kaynagidir,      mutfakta yasayan, evde herkesi
idare eden ve geceleri baba denen      yasal      sevgilisiyle sevisen bi
tur canlidir,      iyiligin, merhametin, acaaip bir sefkatin, sadakatin,
sevginin
     guclerini
     birlestirdigi sonsuz bakiredir !!
     oglunun damat - kizinin gelin oldugunu gorunce,
     cocugu mezun olunca,
     cocugu gol atınca,
     cocugu hasta olunca,
     cocugu askere gidince,
     asmali kabagi seyredince,
     dolar yukselince velhasil buna benzer ota-b..ka bissuru seye
     aglayabilen,
     bu mesaji okurken duygulanip - gozleri dolabilen, aglamaya meyilli
     bir yapisi olan duygu pinaridir,
     son kiiii uc dort;
     uzakta dursa da yakin hissedilen,
     canı hep istenen, asla vazgecilmeyen,
     dizinin dibinde olmak istenen,
     evlatlarin varligini varligina armagan edebilecegi,
     *** islak - kuru ama heeeep duygulu***
     disi modelidir !!!

Eşiniz horluyor mu

Eşiniz horluyor mu

9 adımda horlamayı engelleyebilirsiniz...

Eğer horlamanız eşinizi ve çevrenizdekileri rahatsız ediyorsa, aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz:



- Yatmadan üç saat öncesine kadar ağır yemek ve alkolden kaçının. Yatmadan önce ağır yemek yemek boğaz kaslarının normalden daha da gevşemesine yol açar ve bu durum horlamayan bir insanın dahi horlamasına yol açabilir.



- Yatmadan önce sakinleştirici ve antihistamin almaktan kaçının. Bu ilaçlar da boyun kaslarına baskı yapar ve horlamaya neden olabilir.



- Eğer kiloluysanız kilo verin. Fazla kilonun neden horlamaya yol açtığı bilinmiyor. Boğaz etrafındaki yapılarda yağ artışına bağlanabilir ki bu da nefes aldığınız hava geçitlerinin boyutunu küçültür.



- Sırt üstü yatmaktan kaçının. Dil geri düştüğü ve hava yollarının üzerine baskı yaptığı için pozisyon horlamaya yol açabilir. Yüzüstü veya yan yatarak uyumak tercih edilebilir. Ancak ağır horlayanlar için yatış pozisyonunun bir etkisi yoktur, horlama her pozisyonda devam edebilir.



- Tenis topu tedavisini deneyin. Yatağa girmeden önce içinde tenis topu olan bir bel çantası takın ve sırtınızın boşluğuna getirin. Alternatif olarak pijamalarınızın arkasına bir tenis topu da yapıştırabilirsiniz. Katlanmış bir çift çorap da işinizi görebilir. Her sırtüstü döndüğünüzde rahatsız olup yan yatarsınız.



- Yatağınızın baş kısmını yukarı doğru eğimli hale getirin. Yatağın baş kısmındaki ayaklarının altına kitap ya da tuğla koyabilirsiniz. Bu kronik horlamayı düzeltmeye yardımcı olabilir.



- Geniz tıkanmasına yol açan üst solunum sorunları ve allerjiler için bir hekime başvurun. Allerjiler ve soğuk algınlıklarından doğan tıkanmalar, hava geçitlerinin daralmasına yol açar. Hava dar bir yoldan geçtiğinde daha türbülanslıdır ve gırtlak dokularının titreşmesine yol açar. Eğer soğuk algınlığından dolayı burnunuz tıkanıksa, bu durumu gideren ilaç kullanın.



- Yatak odanızda temiz hava akışı olduğundan emin olun. Oda sıcak ve kuruysa burun geçitleri uyku sırasında tıkanır ve bu genellikle horlamaya yol açar. Pencerelerinizi açık tutun ve gerekirse genzinizi nemli tutmak için nemlendirici kullanın.



- Eğer sigara içiyorsanız, bırakın. Sigara içmek birçok ölümcül sağlık sorunlarıyla birlikte iltihaplanma, gırtlak tümörü, bronş tıkanması ve mukus birikmesine yol açan tahriş edici bir etkiye sahiptir ve tüm bunlar horlamayı arttırır.

Tatlı krizinize özel diyet

Tatlı krizinize özel diyet

İşte diyetisyenden öneriler...

Adet döneminde artış gösteren östrojen hormonu nedeniyle enerji açığa çıktığını belirten Alman Hastanesi Beslenme Uzmanı Hale Taşkın, “Enerji de tatlı besinlerde olduğundan tatlılara yönelme oluyor” diyor. Peki kadınlar bu tatlı krizlerini önlemek için ne yapmalılar? Hale Taşkın’a göre, kadınları zora sokan ve sonraki aylarda birbiri üstüne binen kilolarla kendini gösteren krizi baskılamak doğru değil. Yani bu dönemde hamur işi tatlılar yerine, sütlü tatlılar, meyveli yoğurt yiyerek durumu hafifletmek mümkün. Ayrıca meyveli yoğurt ve sütlü tatlılar grubu (sütlaç, kazandibi, muhallebi) kadınlarda 25 yaşından sonra yüksek oranda ortaya çıkan kalsiyum ihtiyacını da karşılıyor. Adet öncesi dönemde 2. 3 günde bir sütlü tatlı yemek krizin etkisini hafifletebiliyor. Birçoğumuzun vazgeçemediği çikolatayı küçük parçalar halinde çok az tüketmemiz gerekiyor. Sendrom kahvaltısı böyle oluyor

Adet öncesi sendromuna mı girdiniz? Açlık krizi sizi çikolatalara mı yöneltti. Hemen durun orada. Sizin için diyetisyen Hale Taşkın’ın hazırladığı “sendrom kahvaltısı”na buyurun. İşte önerilerimiz:



Sabah Kahvaltısı: Şekerli süt, beyaz beynir (2 dilim), domates salatalık, bir iki tatlı kaşığı bal veya reçel, 2 dilim ekmek.



Ara: Bir porsiyon sütlü tatlı (muhallebi, sütlaç, kazandibi)



Öğle yemeği: Bir kase çorba, bir porsiyon sebze yemeği, salata ve komposto.



Ara: Bir gofret yenebilir, kalorisi düşüktür.



Akşam: 100. 150 gram et (3. 4 köfte), salata, 2 dilim ekmek



Ara: Aşure, kabak ve ayva tatlısı olabilir.



Öğünlerinizi bu özel listeye göre düzenlemenin ve sütlü tatlılar tüketmenin dışında neler yapabilirsiniz?



Şimdi de bunlara bir göz atalım:

1. Hayatınızdaki erkeği eğitin: Hayatınızdaki erkeği, sizi tatlılarla ayartmaması konusunda eğitin. Bu konuda yazılmış kitapları, yazıları okumasını sağlayın. Siz tatlı bariyerini aşmaya kalkışsanız da mücadelenizde size yardımcı olması konusunda ondan destek isteyin.kadinca.net



2. Perhiz yapın: Bu dönemde karbonhidratları azaltmak açlık krizlerini önler. Meyve suyu içmeyin, kavun veya elma tüketmeye özen gösterin. Sadece bir öğün elma yeyin.



3. Kafeini yok sayın: Kahve, çay, cola ve çikolata adet öncesi sendromunu artırır. Bu dönemde mümkün olduğunca kafeinden uzak durun.



4. Alkole yaklaşmayın: Alkol aslında saf şekerdir ve hemen yağa dönüşür.



5. Yiyecek alerjisine dikkat: Alerjiniz olan besinleri tüketirseniz etkisini artırmış olursunuz.kadinca.net



6. Jimnastik yapın: Adet öncesi dönemde haftada 3 veya 5 seans halinde jimnastik yaparsanız kaslarınız rahatlamış olur.





Alternatif şekerler tüketin

Tüm bunlara rağmen şeker, çikolata ve başka tatlılardan uzak duramıyorsanız, bir önlem daha alabilirsiniz. Diş Dostu Vakfı’nın Türkiye temsilcisi Selda Alemdar, günümüzde Xylitol, isomalt, maltitol, mannitol ve sorbitol gibi doğal tatlandırıcılarla üretilen şekerlerin ağızda asit oluşturmadıklarını söylüyor. Şemsiye altında gülen diş logosuyla satılan bu ürünler, dişlere zarar vermeyen ürünlerden oluşuyor.



5 Adımda sağlıklı gülüşler



1. Düzenli olarak dişhekiminizi ziyaret etmek, saklı problemlerin ortaya çıkmasını sağlar.



2. Dişlerinizi günde bir kez diş ipi ile temizleyin. Fırçanın ulaşamadığı birçok yere ulaşır çünkü.



3. Öğün aralarında atıştırmaktan kaçının.



4. Şişkin, kırmızı, kanayan dişetleri, kötü nefes kokusu dişeti hastalığının işaretidir.



5. Günde iki kez 2,5-3 dakika dişlerinizi fırçalayın.

Deliksiz uyuyarak zayıflayın

Deliksiz uyuyarak zayıflayın

Kesintisiz gece uykusu ile fazla kilolardan kurtulabileceği açıklandı. Uzmanlar, yeni yaptıkları araştırmaya göre, kesintisiz gece uykusu ile kilolarınızdan kurtulabileceğinizi söylüyorlar. Amerikan Torasik Derneği'nin 105'inci Uluslararası konferesında sunulan araştırmada, vücut kütle endeksinin az ya da çok olmasının uyku süresinin uzunluğu ve kalitesiyle ilgili olduğu belirtiliyor. Çalışma süresince, araştırmacılar, kalp sağlığı programına gönüllü katılan 14 hemşirenin uyku, aktivite ve enerji harcamasını analiz ettiler. Her katılımcı, aktigrafi (uyku bozukluğunu tespit etmekte toplam hareketliliği, vücut sıcaklığını, yatış şeklini ve diğer aktivite göstergelerini ölçen) kol bandı taktı.





İnteraktif Kalp Sağlığı

Projesi'nden Dr. Arn Eliasson, "Bu verileri az uyuyanlar ve çok uyuyanlar üzerinde değerlendirdiğimizde az uyuyanların vücut kütle endekslerinin 28,3 olduğunu, çok uyuyanların ise 24,5 civarında olduğunu bulduk. Daha az uyuyanlar aynı zamanda daha düşük uyku kalitesine sahipler" dedi.



Dr. Eliasson, daha az uyumanın doğal hormon dengesini bozabileceğini ve bunun da bireylerde daha fazla yemek yemeye yol açabileceğini varsayıyor.



Stres uyku kalitesini ve süresini azaltmada rol oynadığı belirtildi.




araştırmaya göre, kesintisiz gece uykusu ile kilolarınızdan kurtulabilirsiniz

10 kadından 4'üne şiddet uygulanıyor

10 kadından 4'üne şiddet uygulanıyor

Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim görevlisi Prof. Dr. Gülsen Güneş, Türkiye'de her 10 kadından dördünün fiziksel şiddet gördüğünü söyledi

Kadına yönelik şiddetin hala varlığını sürdürdüğüne değinen Güneş, şiddetin, kadının bedensel ve ruh sağlığını etkilemekle kalmayıp, onun sosyal statülerinin yükselmesine de engel olduğunu kaydetti.

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de kadınlar şiddet gördüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Gülsen Güneş, "Ülkemizde her 10 kadından 4'ü fiziksel şiddet görmektedir. Dayak yemekte, vurulmakta, itilmekte, fiziksel olarak yaralanmaktadır." dedi.

Kadına fiziksel olarak uygulanan şiddet, kadında yaralanmalara, organ hasarlarına, geçici ya da kalıcı sakatlıklara, jinekolojik yakınmalara sebep olduğun kaydeden Güneş, "Şiddet sadece fiziksel şiddetten ibaret değildir. Kadına sözlü saldırı, aşağılamak, alay etmek, küfür etmek, hakaret etmek, katı kurallar ve sınırlar koyarak baskı yapmak, ailesine gitmesine izin vermemek gibi davranışlar duygusal şiddet, kadın istemediği halde cinsel ilişkiye zorlanması cinsel şiddet, kadının çalışmasına izin vermemek, elindeki parayı almak da ekonomik şiddet olarak tanımlanmaktadır." şeklinde konuştu.

Türkiye'de eğitim ile şiddet arasında önemli bir ilişki olduğunu belirten Prof. Dr. Gülsen Güneş, "Eğitim düzeyi düşük olan kadınlar ve genç kadınlar daha fazla şiddete maruz kalmaktadır. O halde kız çocuklarının okutulması ve erken yaşta evlenmelerine engel olmak onların şiddete maruz kalmalarını önleyecektir. Ülkemizde Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan kadınlar daha fazla şiddete maruz kalmaktadır. Ekonomik durumun kötü olması, işsizlik gibi faktörler de şiddeti artıran önemli faktörlerdir. Ailede çocukken tanık olunan şiddet, toplumsal değer yargıları gibi sosyal nedenler ve erkeğin düşük benlik saygısının olması, kıskançlık duyguları, erkeğin fiziksel gücünü gösterme isteği gibi psikolojik nedenler de şiddeti artıran faktörlerdir." diye konuştu.

Kadına yönelik şiddet konusunda son yıllarda gerek uluslararası gerekse ulusal anlamda bir takım çabalar olduğunu anımsatan Prof. Dr. Gülsen Güneş, "Yasalarımızda kadını koruyan yönde değişiklikler yapılmıştır. Şiddeti önlemek için öncelikle kızlarımızı ve kadınlarımızı güçlendirmeliyiz. Toplumsal değer yargılarımız değişmeli, şiddeti benimseyen toplum düşüncesi değişmeli, çocuklarımızı da bu yönde yetiştirmeliyiz. Birçok kuruma bu konuda görev düşmektedir. Toplum olarak topyekûn bir değişikliğe ihtiyacımız var ki kadınlarımız şiddet görmesinler." dedi.

Türkiye'de her gün 3 kadın katlediliyor

    Türkiye'de her gün 3 kadın katlediliyor

Türkiye'de her gün 3 kadın veya genç kızın ''katledildiği'' , ''katledilen'' kadınların ve genç kızların sayısının terörün yol açtığı ölümlerden kat kat fazla olduğu belirtildi.

Şefkat-Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan, dernek bünyesindeki Kadın Hayata Tutunma Evinde kalan kadınlarla birlikte Kayalıpark'ta yaptığı basın açıklamasında, ''ölümle tehdit ediliyorum'' diye Cumhuriyet Savcılıklarına, emniyet ve jandarma görevlilerine suç duyurusunda bulunan kadınların, ''görevini ihmal eden bazı Cumhuriyet Savcıları, emniyet ve jandarma görevlileri yüzünden ölüme terk edildiği'' iddiasında bulundu.

Son yaşanan cinayetlerde, 'tehdit ediliyorum' diyen kadınlarla birlikte bu kadınların sığındığı yerdeki annesi, babası, kardeşi ve evdeki çocukların da ''katledildiğini'' ve cezaların caydırıcı olmadığını ileri süren Bulan, şunları kaydetti:

''Türkiye'de her gün 3 kadın veya genç kız katlediliyor. Kadınların ve genç kızların katledilmesindeki sayı maalesef terörden kat kat fazla. Kadınlar veya genç kızlar töre adına, tutku bahanesiyle, eşinden ayrılmak istediği için; madde bağımlısı, alkolik, sapık herhangi birinden kurutulmak istemesinden dolayı, üstelik savcılıklara ve karakollara başvurdukları halde öldürülüyor. Öldürülmesinin anlamı nedir? Herhangi bir savcı veya hakim bu şekilde tehdit edilse, o savcı ve o hakim ne yapar?''


-''HAYATİ RİSK ALTINDA OLDUĞU İÇİN KONUŞAMIYOR''-


Bulan, Kadın Hayata Tutunma Evinde kalan bir kadını göstererek, ''buradaki kardeşimiz hayati yönden risk altında olduğu için şu anda konuşamıyor, açıklama bile yapamıyor. Ses tonunun tanınmasından bile korkuyor. Yüzünü bir yazma ile kapattı. Bedeninde 6 kurşun yarası var. Bu arkadaşımıza saldırıda bulunan eşi ve kayınbiraderi ise cezaevine bile alınmadı, ortalıkta geziyor'' dedi.

Bu tür olayların herkesin başına gelebileceğini ifade eden Bulan, yetkilileri harekete geçmeye çağırdı.

Daha sonra Bulan, kadın ve genç kızlara yönelik şiddetin önlenmesi için yapılması gerekenleri sıraladığı 7 maddelik mektubu, 81 ilin Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakanlık, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna gönderdi.

Açlıkla Mücadele Haftası'nın ardından

Geçtiğimiz günler (30 Mayıs-5 Haziran) Açlıkla mücadele Haftası idi. Basında hiç yer almadı.

Bence almaması da doğaldı...  Atalarımız boşuna dememiş  “Tok, açın halinden anlamaz”  diye... Dünyada 1.5 milyar insan açlık tehdidi altında yaşıyormuş, her yıl 600 bin çocuk açlıktan ölüyormuş, kimin umurunda...
Atasözü ve deyimler bir milletin dünya görüşünü ve hayat anlayışını yansıtır. Dolayısıyla, millet olarak  “açlık”  konusuna nasıl baktığımızı en iyi ifade eden elbette atasözlerimiz olacaktır. İşte onlardan birkaçı:
1- Acından ölmüşün mezarı yok. (Acından kimse ölmemiş.)
2- Aç doymam, tok acıkmam sanır.
3- Aç gezmekten tok ölmek yeğdir.
4- Acıyan uyumuş, acıkan uyuyamamış.
5- Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar.
6- Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
7- Aç köpek fırın deler.
8- Acıkan yer ayrı, acıyan yer ayrı.
9- Aç, elini kora sokar.
10- Açık boğaz aç kalmaz...
Bu sözler incelendiğinde, atalarımızın açlık sorununa kayıtsız kalmadıkları; aksine onu enine boyuna tartışarak konunun önemini ve alınması gereken tedbirleri ortaya koymuş oldukları görülecektir.
Diğer taraftan yüce dinimiz İslâm da yardımlaşmayı ve açlıkla mücadele etmeyi emreder. Hz. Peygamberin  “Komşusu açken tok yatan bizden değildir”  özünü hatırlayalım.
Mehmet Akif’in manzumeleştirdiği  “Kocakarı ile Ömer” hikâyesini duymuşsunuzdur:
Halife Ömer’le İbn-i Abbas bir gece Medine sokaklarını teftişe çıkarlar. Bir müddet dolaştıktan sonra şehrin kenar mahallelerinde bir çadır dikkatlerini çeker. İçeri girdiklerinde yaşlı bir kadının, “Açız! Açız!” diye ağlaşan torunlarını susturabilmek için suyun içine çakıl taşları koyup kaynattığını görürler. Bu acıklı manzara karşısında Hz. Ömer’le Abbas gece karanlığında hemen beytülmale koşarlar. Ve Halife Ömer bir çuval un alır sırtına, Abbas da bir teneke yağ omuzlar, kan ter içinde yaşlı kadının çadırına gelip alelacele bir tutmaç pişirerek yetimlerin karınlarını doyururlar. Yaşlı kadına da kısa zamanda kendisine maaş bağlanacağı müjdesini vererek çadırdan ayrılırlar.
Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu hikâye de gösteriyor ki başta devlet başkanı olmak üzere herkesin açlıkla mücadeleye omuz vermesi gerekir. Ama ne yazık ki kapitalist düzen toplumun şuuraltına duyarsızlığı, nemelazımcılığı ve altta kalanın canı çıksın anlayışını yerleştirdiği için artık kimse başkasının aç mı susuz mu olduğuna bakmıyor. Devir tüketim devri... Herkes tüketme yarışında... Yemiyoruz, tüketiyoruz... Hazıra dağ dayanacak mı göreceğiz...