| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

tamarra

"Her gün gençliğim için bir zulüm,sebebi sensin gülüm...Gülüşüme bir kurşun sıksa da ölüm,unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm..."

8 "vefa" etiketi kullanan gönderi "vefa" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Kadın sesinin inanılmaz yararı

Kadın sesinin inanılmaz yararı

 

Uzmanlar kadın sesinin bitkiler üzerindeki inananılmaz etkilerini ortaya koydu. İşte sonuç..

Britanya Kraliyet Bahçecilik Derneğinin (RHS) yaptığı araştırmada, kadın bahçıvanların seslerinin domates fidelerinin daha çok büyümesini sağladığı gözlemlendi.

Daily Telefraph'ın haberine göre, RHS'nin Surrey'deki bir bahçesinde nisanda başlayan deneyde, John Wyndham'ın "The Day of the Triffids", Shakespeare'in "Yaz Gecesi Rüyası" ve Charles Darwin'in "Türlerin Kökeni" adlı eserlerinden parçalar çeşitli kişiler tarafından okunarak kayıt yapıldı.

10 domates fidesiyle yapılan deneyde, bu kayıtlar fidelerin saksılarına iliştirilen kulaklık vasıtasıyla bitkilere dinlettirildi. Kontrol grubu olarak 2 domates fidesine ise hiçbir şey dinlettirilmedi.

Bir ay süren deneyin sonucunda, kadın sesi dinletilen fidelerin erkek sesi dinletilenlere oranla ortalama 2,5 santimetre daha fazla uzadığı belirlendi.

Hatta bazı erkek sesleri o kadar başarısız oldu ki, bu seslerin dinletildiği fideler "sessizlik içinde büyümeye bırakılan" kontrol grubundaki fidelerden bile daha az büyüdü.
                                                  

Bekle Yurdum

Bekle yurdum
bir gün gelirim
saçımda aklar
yüreğimde yanıklar
dağların doruklarında eserken rüzgar
düşerken yapraklar
hasretle kucaklar
hasretle ölürüm
bekle yurdum
bir gün gelirim

her sabah
kaldırıp başımı ufka
yeni bir ışık yakarım gökyüzünde
yeni bir umut ararım
özlemler doldururp yüreğime
sana uzanırım sevgi ile
bekle yurdum
bir gün gelirim

Bekle yurdum
bir gün gelirim
bahar gelince
rüzgar esince dağlarda
toprak umut kokunca
yürek özlem kesince
elimde güller
dilimde türküler
vurup omuzuma bavulumu
gelirim
bekle yurdum
bekle...



Nuri CAN

''Yoruldum'' deme sakın

İnsan içindeki yolculuğa doğru gittiği yere yüreğiyle gitmeli...

Toplan gidelim yüreğim bir dağ çiçeğinde kelebek olalım... Şimdi tebessüm zamanı acılara yüreğim... Başını kaldırıp göğe, gözyaşlarını bir kuytuya saklayıp, umutsuzlukları bu şehre gömerek, umudu vurup terkine gitme zamanı şimdi yıldızlara . Varmı daha ağır yük, hasret çekmek kadar. Hasreti de vurup sırtımıze gidelim yüreğim...

Aldırma olup bitenlere, korkma! Siliver geçmişi içine sinmeyen bir şiirin son dizesi gibi. İçindeki yolculuğa doğru git sabah olmadan, şehir uyanmadan, kar yağmadan yollara... Toplan gidelim yüreğim, topla hayallerini ve dudağındaki kan güllerini, ihanetlerin dağladığı ateşlerde pişmeden yetim ruhumuz gidelim, gidelim buralardan ateş düşmeden canevimize...

Topla hayallerini topla gidelim yüreğim, yanına alıp özlemlerini ve bir ömre sığdırdığın öfkeni, yağmur yağarken anılara puslu bir havada sağır ve sessiz terk edelim bu şehri. Çekip gidelim yüreğim sabah olmadan, şehir uyanmadan...

Yanımıza alacak başka birşeyimiz olmasın varsın, dürüstlüğümüzden başka... Yolun başında elbet incitcekler bizi, itecekler, kanatcaklar, acıtcaklar, çamur atacaklar. Aldırma ihanetlere yüreğim. Her defasında onursuz, haysiyetsiz, iki yüzlü insanlarla karşılaşmak bu şehirde midemi bulandırıyor, zor geliyor artık.. 'Yoruldum'' deme sakın...Umudum tükendi” deme...
Varsın tek sermaye sevgimiz, tek çare umudumuz. tek doğru yolumuz olsun...

Hadi toplan yüreğim dağların ıssız doruklarına çıkalım, yetişmesin ardımızdan kahpe zifir, ziftli ihanetler... Toplan gidelim hüzünler çökmeden içimize, bir güz çiçeği bükmeden boynunu ardımızdan... Gidelim... Vuranlar kalbimizden vurdu bizi ah, daha fazla kanamadan kalbimiz gidelim...

Burda kalmamaız için hiç bir neden yok artık, yaslandığımız bütün duvarlar yıkıldı. Gidelim bir ağaçta dal olalım, yaprak olalım, bir dağ başında toprak olalım ama burdan uzak olalım. .
Kahpe dolu her taraf, varsın kahır ve gam olsun yükümüz, vurur sırtımıza gideriz, yeterki vurmasın bizi sırtmızdan hayat ...

Gidelim yüreğim gidelim, sevgileri alıp yanımıza, ihanetleri bırakıp geride, herkesi kendi günahıyla başbaşa bırakıp gidelim...

Hadi derin bir soluk alıp düşelim yollara, rüzgarlarla yıkayıp yüzümüzü, yıldızlara selam verip gidelim...
Bizim dünyamız burayla sınırlı değil, buraya sığmaz gönül güllerimiz bizim...

Toplan gidelim yüreğim gitmek zamanı, aldırma ihanetlere. ''yoruldum'' deme sakın...umudum tükendi” deme...
Toplan....
Toplan gidelim sabahı dudaklarından öpme aşkına...

Bir dağ çiçeğinde kelebek olalım...



Nuri CAN

Beni Bırakma Anne!

kan ve gül hareketli

Bu koku, ah bu koku, ama olamaz ki, bu yavrumun kokusu. Yıllarca hasretini çektiğim burnumda tüten koku bu...

Ah yavrum sen misin gerçekten?..Gözlerime inanamıyorum.. Sensin, geldin demek..Yolda bile beni gördüğünde yüzünü ekşitiyordun, bakışlarımdan uzağa kaçıyordun, her seferinde ben bin kere ölüyordum..Neydi aramıza giren, benden bu kadar nefret ettiren, o kadar uzun zaman oldu ki bu ihtiyar akılla o sebebi bile unuttum.

Geldin demek hem de kendi isteğinle. Hoş geldin yavrum dur şöyle kollarıma alayım..Kokuna doyayım..Saçların ne kadar ağarmış ben görmeyeli, gözlerine ötelerden bir hüzün çökmüş sanki..Ah kızım meğer ne çok özlemişim seni..Ev bile şenlendi gelişinle, her oda, her eşya mutlandı sen gelince..

Ne çok bekledim bu anı, şu emektar pencerede yollarını gözledim her gece,. Göçen kuşlar kaç kez geri geldi yuvalarına sayamadım, veda etti kaç kez kış, bahar renkli çiçeklerle kaç kez geldi yokluğunda, tutamadım aklımda..Askerler hep döndü ana ocağına, gurbetçiler sılanın toprağını öptü de bir sen yuvanın, hasretinden bağrı yanık ananın yolunu tutamadın..Söyle kızım söyle bana nasıl kıydın?

Gelsin dedim hep, yeter ki gelsin benim süt kokulu bebeğim, bu küslük bitsin ayağının tozlarına yüzümü süreyim, gözündeki bir damla yaşa ömrümü vereyim..Ah gönül çiçeğim benim, demek sonunda geldin. Sen de beni özledin demek, yokluğumla tükendin..Ellerimi yüzlerimi nasıl da öptün, gözyaşlarını tüm bedenime döktün, nasıl da ürperdim..

Peki bu gözyaşları neden kızım..Mutluluktan mı? Yoksa bir acın mı var paylaşmadığın.. Hani küçükken düşüp dizini yaraladığında, yüzünü buruşturup nazlı nazlı ağlardın ya, yüreğim titrerdi, can çekişirdi o masum bakışlarında.. Şefkatle öperdim yarandan, akan kanlara aldırmadan. Sevgimle belki de geçerdi acısı..Sarılırdın boynuma heyecanla, anneciğim sen doktor musun yoksa derdin ya...Ben anneydim kızım anneydim..

Öpeyim kızım yine öpeyim yaran nerde göstersene, iyileşsin öpeyim de..Sen yeter ki böyle gözyaşı dökme, bu bakışlarla yüreğimi titretme..Bir kez daha sarıl kızım o mis kokunda kaybolayım. Sana doyamam biliyorum hiç olmazsa uzun uzun koklayayım..Varlığında bir kez daha yok olayım..

Ne olur sarıl uzun uzun..Neden beni duymuyorsun kızım?..Neden sürekli ağlıyorsun..Ağlama artık burdasın, eskisi gibi kollarımdasın. Kanatlarımla korurum seni vız gelir dertler, koynumda saklarım, korurum kötülüklerden..

Sen yokken her gün eşyalarını kokladım, biliyor musun, ben senin yokluğuna hiç alışamadım..Gitme kızım, bir daha ayrılma sakın.Ama ne söylüyorsun anlayamıyorum.. Bağırmadan söyle kızım, ihtiyar artık kulaklarım.. Ağlamadan anlat da duyayım. Neden hıçkırıyorsun, neden çırpınıyorsun böyle. Ne oldu, bu kalabalık da ne, neden toplanmış bu insanlar?

- Anneciğimmm, beni affet affet anneciğim..Gitme sakın...Öldü dediler seni inanmadım..Aç gözlerini anneee, sarıl bana yine..Anneee, sen ölemezsin anne..Bırakamazsın beni..Gitme anneeee..Affet beni bırakma anne bırakmaaaa..

Bu kadarına pes!

 


Televizyonda istediği gibi bir koca bulmak için, 30 yıllık eşini boşuyor.

BURSA’da yaşayan 50 yaşındaki 5 çocuk annesi Saniye Kuşlu, televizyonlardaki evlenme programlarına çıkıp istediği gibi bir koca bulmak için, 30 yılllık eşi Mustafa Kuşlu hakkında boşanma davası açacak. Parası olmadığı için Baro'dan ücretsiz avukat talep eden Saniye Kuşlu, “Yaptıklarına artık dayanamıyorum. Bu yaştan sonra daha ne kadar yaşayacağım. Nasıl olsa televizyonlarda iyi bir hayat arkadaşı bulurum” dedi.

Merkez Osmangazi ilçesi Sırameşeler Mahallesi’nde oturan Saniye Kuşlu, Bursa Barosu Adli Yardım Bürosu’na başvurarak, 30 yıllık eşi Mustafa Kuşlu'ya açacağı boşanma davası için ücretsiz avukat talep etti. En büyüğü 28 yaşında 5 çocuğu bulunduğunu belirten Saniye Kuşlu şunları anlattı:

“Ben fabrikada çalışıyorum. O ise inşaatlarda iş bulursa çalışıyor. Kazandığı para ile ailemize bakamıyor. Döverek benden aldığı paralar ile içki içiyor. Artık kendisine katlanamıyorum. Ne pahasına olursa olsun boşanacağım. Daha sonra da televizyonlarda yayınlanan evlenme programlarına katılıp, yaşamımın bundan sonraki bölümünü sürdüreceğim gerçek hayat arkadaşımı bulacağım.”
Saniye Kuşlu, boşanma davası açacağını eşine söylediğini, eşinin bunu duyunca kendisini dövdüğünü sözlerine ekledi.

O çöpe atılır mı

O çöpe atılır mı
Kocaeli'nin Derince ilçesinde çöp konteynerinde bulunan yeni doğmuş erkek bebeğin ailesinin belirlenmesi için çalışmalar sürdürülüyor.

Edinilen bilgiye göre, polis ekipleri, Fatih Mahallesi Güven Sokak'ta dün gece çöp konteynerinde iç içe geçmiş ağzı bağlı iki poşet içinde bulunarak hastaneye kaldırılan erkek bebeğin ailesini belirlemek amacıyla çalışmalarına devam ediyor.

Bebekten kan örneği alındığı, ekiplerin ise bölgeye yakın sağlık ocaklarından doğum bekleyen ve doğum yapan hastaların isimlerini istediği, kan örneklerinin şüphelilerle karşılaştırılarak ailenin tespit edilmeye çalışılacağı öğrenildi.

Bu arada, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesine dün gece bir süre kuvözde tutulan bebek, bugün aşılarının yapılmasının ardından Alikahya Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi.

Sağlıklı olduğu belirtilen bebeğin, burada bir süre daha kontrol altında tutulacağı, ardından da Kocaeli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yetkililerine teslim edileceği bildirildi.

Mahalle sakinleri, dün gece çöp konteynerinden bebek sesi gelmesi üzerine konteyneri kontrol etmiş, iç içe geçmiş ağzı bağlı iki poşet içinde bebek olduğu fark edilince durumu polise ve sağlık ekiplerine bildirmişti. Olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekibi, yaklaşık 1 saatlik olduğunu tahmin edilen bebeği Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürmüştü.

DOSTUM

iki dost

DOSTUM

Derdini dinleyecek bir dosta 
bir an bile ihtiyacın olursa, 
olacaksa eğer... 

Yüzünde parıldayan gözyaşlarını silecek, 
kurutacak birini, 
yakınında istiyorsan eğer... 

Herkesten sakladığın sırların varsa 
ve onları paylaşacak birini 
istiyorsan eğer... 

Sıkıntılarından kurtulmak için. 
bir dost elini, desteğini 
arıyorsan eğer... 

Zor gününü sana geçirtecek 
cıvıl cıvıl bir ses istiyorsan eğer... 

Sana çok önem veren 
ve seni çok düşünen 
birini istiyorsan eğer... 

Umutlarını paylaşan, 
tasalarını yumuşatmaya çalışan 
birini özlüyorsan eğer... 

Sana saygı duyan biriyle beraber olup, 
kendini bulacaksan; 
ben, benim diyeceksen eğer... 

Ve etrafında olup bitenlerden 
nasıl etkilendiğini anlayacak 
birine ihtiyacın varsa...
 
Buradayım. 
Burada olacağım... 

Afrikadaki Çocuklar

adsız2



adsız7



adsız4



adsız6



adsız3



adsız



adsız5

ya, bakıyorum da çocuk her yerde çocuk; sevimli, samimi, içten pazarlıksız. çocuk her yerde çocuk, her yerde sevimli de; her yerde yaramaz, her yerde muzur değil. daha doğrusu bazılarının ne yaramazlığa, ne de muzurluğa dermanı kalmış. öyle ki, çocukların muzurluk yapmalarının ellerinden alındığı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. bir yanda milyon dolarlık gelirleri ile parisler, öbür yanda boş tabakları belki de hiç dolmayacak olan aç, muhtaç ve yalnız afrikalı çocuklar. bir yanda adalet, öbür yanda sefalet. bir yanda ihanet, diğer yanda acizlik;  . bir yanda utanç, öbür yanda karşısında duran inanç; muğlak ve dibi görünmeyen.

resimlere bakıyorum da, çocuk her yerde çocuk ya; her yerde sevimli, her yerde samimi. ama bu çocukların farkı ne gülüyorlar, ne de ağlıyorlar.. öyle bir bakmışlar ki resimlere, dalıp gidiyor gözleriniz gözlerine; tek seferde bin mana çıkarıyorsunuz bir bakışta, dalıp gidiyorsunuz.. tek seferde bin mana çıkarıyorsunuz bir bakışta; paris hiltonun sırıtan resimlerine bin kere de baksanız çıkaramayacağınız o bin manadan, bini geçtim "bir" manadan öte.. dedim ya, bu çocuklar ne gülüyor ne de ağlıyor, öylece bakıyorlar resimlere; bizzat ve yalın. koyamıyorum kendimi yerlerine, keşke onlar koyabilseler diyorum yerime kendilerini. "başkalarına imrenme, çok kimseler vardır ki senin hayatına imrenirler" demiş mevlana. ama biz ki hala uçsuz bucaksız müphem hayaller peşinde, paris hiltonlara, dolar zenginlerine, zenginlere özenen, mtv adamları gibi olmaya can atan; loto hayalleri, piyango düşleri peşinde koşan.

çocuk her yerde çocuk da, insan her yerde insan mı orası belirsiz işte. görmekle bakmak arasında fark vardır derler; alın size resim, alın size çocuklar; bir çift göz ve vicdan, yeter de artar bile her şeye..
keşke böyle bir galeriye dikkat çekmek zorunda kalamasaydık...
isyan etmek değil ama.. ne yani bu bir adaletsizlik dieğilmi... birileri hep kötü şartlar altında yaşamak zorunda mı? açlar ama huzurlular diye bişide söliyemeyiz böyle bir ortamda insan nekadar huzurlu olabilirki bu insanların hiçbişeyi yok !!!!bizim mutluluklar yarattığımız sadece ''küçük şeyler'' onlar için ne anlama geliyor düşünün...gerçekten çok can sıkıcı ve üzücü... bu çocuklar kimin suçunun cezasını çekiyor acaba..?