| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

tamarra

"Her gün gençliğim için bir zulüm,sebebi sensin gülüm...Gülüşüme bir kurşun sıksa da ölüm,unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm..."

11 "sevgi" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sevgi" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Bekle Yurdum

Bekle yurdum
bir gün gelirim
saçımda aklar
yüreğimde yanıklar
dağların doruklarında eserken rüzgar
düşerken yapraklar
hasretle kucaklar
hasretle ölürüm
bekle yurdum
bir gün gelirim

her sabah
kaldırıp başımı ufka
yeni bir ışık yakarım gökyüzünde
yeni bir umut ararım
özlemler doldururp yüreğime
sana uzanırım sevgi ile
bekle yurdum
bir gün gelirim

Bekle yurdum
bir gün gelirim
bahar gelince
rüzgar esince dağlarda
toprak umut kokunca
yürek özlem kesince
elimde güller
dilimde türküler
vurup omuzuma bavulumu
gelirim
bekle yurdum
bekle...



Nuri CAN

OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN GÜNÜN SÖZÜ

OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN

Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.


Gece gibi ol ayıpları örtmekte.


Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.


Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.


Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.


Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.

Bana Yalnızlığın Acısını Anlat Anne

Bir el var yanımda sıkılmış bir yumruk,
her şey ne kadar acı ne kadar yalan böyle anne.
Ben gözümü seninle açtım, ben senin yüreğini aldım,
büyüdüm, olgunlaştım.
Ama beceremedim yalnızlığı...
Bana yalnızlığın acısını anlat anne

Durmak var hayatta, bazen koşmak da.
Ben hep durdum, koşmayı beceremedim anne.
Ağlamak da var sonra, gülmek de
Ben hep ağladım, gülmeyi beceremedim.
sustur, öldür zamanı, sonra;
Bana yalnızlığın acısını anlat anne...


alıntı

Kalp hizasinda sevmek

KALP HİZASINDA SEVMEK
Bir kadın çocuktur aslında.....Çocuk gibi davranmayı sever.Erkeğin

kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.
Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını...Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez.Söylediği şeyler
çocukça da olsa
dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.
Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz;
ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..


Bir kadın güçlüdür aslında.Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez.İsterki,
erkeğin gücü
kendisine huzur versin.Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.B
öylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hemde
erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde
onu engelleyemezsiniz.Yapmak istediği birşey
varsa mutlaka yapar.


Bir kadın sevgidir aslında.İçinde her zaman sevgiyi taşır.Sevdiklerinden
kolay ayrılamaz.Sevdiklerini kolay kolay kıramaz.Zor sever;ama,tam
sever.Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul
ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.Ancak beyninde
yer edinemezsiniz.
Her an terk edilebilirsiniz.Sevmediği halde terk
etmeyen
kadınlar da var elbette.Bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri
acımak duygusudur.


Bir kadın yalnızdır aslında.Hiçbir zaman kadını bütünüyle
elde
edemezsiniz.Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep
yalnızdır.O
dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.Hiçbir anahtar o dünyanın
kapısını
açamaz.Yalnızlık onun sığınağıdır.O sığınağa ne zaman gireceğine, ne
kadar
kalacağına hep kendisi karar
verir.Sığınaktayken oradan çıkmaya
zorlarsanız,onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.


Bir kadın çılgındır aslında.Neler yapabileceğini erkek aklı hayal
bile
edemez.Üreticiliğinin sınırı yoktur.Ama bunu ortaya çıkartmak için
hayatının erkeğini bekler.Hoyratça harcamaz üreticiliğini.sadece
erkeğine
saklar.Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok
şanslısınız demektir.Çünkü hayatın içinde olan herşey ancak kadınlar olduğunda
anlam
kazanıyor.Yemek yemek,su içmek bile.Bir kadının elinden
içtiğiniz
suyla
kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını
anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki
yaşamıyorsunuz...

DOSTUM

iki dost

DOSTUM

Derdini dinleyecek bir dosta 
bir an bile ihtiyacın olursa, 
olacaksa eğer... 

Yüzünde parıldayan gözyaşlarını silecek, 
kurutacak birini, 
yakınında istiyorsan eğer... 

Herkesten sakladığın sırların varsa 
ve onları paylaşacak birini 
istiyorsan eğer... 

Sıkıntılarından kurtulmak için. 
bir dost elini, desteğini 
arıyorsan eğer... 

Zor gününü sana geçirtecek 
cıvıl cıvıl bir ses istiyorsan eğer... 

Sana çok önem veren 
ve seni çok düşünen 
birini istiyorsan eğer... 

Umutlarını paylaşan, 
tasalarını yumuşatmaya çalışan 
birini özlüyorsan eğer... 

Sana saygı duyan biriyle beraber olup, 
kendini bulacaksan; 
ben, benim diyeceksen eğer... 

Ve etrafında olup bitenlerden 
nasıl etkilendiğini anlayacak 
birine ihtiyacın varsa...
 
Buradayım. 
Burada olacağım... 

Özledim & İbrahim Sadri .. Ben Seni Çoookk Özledim :( günün şiiri)

http://www.ido-forum.org/gunun-resimli-siiri/261435-ozledim-and-ibrahim-sadri-coookk-ozledim.html

Biz Olabilmek!

Biz Olabilmek!

İlişkilerde önemli olan sadece adınızın sevgili ya da eş olması değildir. Yalnız yaşayan ama çift olmaya devam eden insanlar sonunda mutlaka kırılıp, parçalanırlar.
Biz Olabilmek!
Biz Olabilmek!
Yalnız doğduk, yalnız öleceğiz cümlesi elbette doğrudur. Ancak bu yalnız yaşamamızı gerektirmez. Aşk, hayatın önemli parçalarından biri, nasıl ki bedenin gıdaya ihtiyacı varsa, ruhun da sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı var. Paylaşmak, birlikte olmak, beslenmek gerekli, yani çift gibi durmak değil, gerçekten çift olmak değerlidir.
Televizyon kumandasına, sevgilisinden fazla dokunan birisi ile birlikte olmak, sizi bir ilişki sahibi yapmaz. Sessiz geçen uzun geceler, sohbetsiz yenen akşam yemekleri gibi örnekler, ilişkide ne kadar yalnız olduğunuzun göstergelerinden sadece birkaçıdır.
Özellikle evliliklerin geldiği son nokta olan yalnızlık, dışarıdan bakıldığında maalesef ki görünmez. İşin daha tehlikeli boyutu ise, çocukların gördükleri yaşamı beyinlerine kaydedip, büyüdüklerinde doğru olarak seçtikleri ilişki biçiminin de bu olmasıdır. Yani, yalnız ilişkilerde zarar görenler sadece çiftler değildir.
Aşk grafiği zaman içinde inip çıkar, bu doğaldır. Heyecanın yerini alışkanlığa, ihtirasın yerini sıradanlığa bıraktığı süreçler tüm ilişkilerde olur. Ancak grafiğin hep aynı kaldığını veya sadece aşağı doğru gittiğini fark ederseniz, müdahale etmek yerinde olur.
Birini sevdiğiniz zaman paylaşmak istersiniz. Yanında olmak, birlikte yaşamak, zaman geçirmek, ortak zevkleri yakalamak gereksinimi duyarsınız. Bununla beraber elbette her insanın yalnız kalmaya, ayrı vakitler geçirmeye de ihtiyacı vardır. İşte, tam bu ayrımda çok önemli bir nokta vardır: Denge!
Terazinin sürekli bir tarafı ağır gelmemeli, hep yan yana durmak ile uzun ayrı kalışlar aynı derecede tehlikelidir. Dünyanın bile hassas bir dengede durduğunu düşünürsek, ilişkilerde aynı ahengi yakalamamız gerektiğini fark ederiz.
İnsan kendi ailesiyle bile çatışıyor, yabancı biriyle hayatı paylaşmak elbette kolay olmayacaktır. Bir ilişkinin olmazsa olmazları vardır: Sevgi, saygı, vicdan, anlayış, emek, fedakarlık ve güven! İçinde bu duyguları barındırmayan beraberlikler, zaman içinde önce yalnız ilişkiler sınıfına, oradan da parçalanmaya doğru yol alırlar.
İlişkiler, “biz” olabilmekle devamlılık sağlar. Bencillik, beraberlikleri kayaya vuran dalgalar gibi aşındırır. Sevginizin sürekli büyümesi, beslenmesi, hayatın yükü değil, keyfi olabilmesi için; ilişkinize sahip çıkın. Vakit ayırın, değer verin, önemseyin, dokunun, okşayın, dengenizi koruyun. Yoksa, adınız sevgili olmuş, eş olmuş, ne fark eder? Aşk, yalnızlıkla beslenmez. “Biz” olmanın keyfini tadın!
Nazım Hikmet’in şu şiirini duvarınıza asın. Aklınıza geldikçe okuyun:
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte
Yani yürekte….

Yaşayamadığım çocukluğum....

Yaşayamadığım çocukluğum
Gençliğimin baharında göz yaşlarımın yalnızlığı
Sen ve sensizlik alevlerinin ardında
Çığlıklarımda kalan son söz
Seni unutmak basit değil
Basit olan hiçbir duygu bana ait değil
Aşk, mutluluğun gölgesi rüyaların sihiri
Yaşamak değil nefes almak benimkisi
Mutluluk gözlerinin rengi
Alevlerde yanan ruhuma su ol yağmur ol
Özümü sev melek ol cennet ol
Ben yokum artık tükendim ben ol benim ol
Günahlar gülümsüyor günahsızca
Gölgen yavaş yavaş gelirken rüyalarıma
İstediğimi ver bana acıt ruhumu acımasızca
Yapraklar düşerken yenilir rüzgara
Fırtına koparken rüzgar ağlar masumca
Göz yaşlarım akar özüme
Aşka can verirken gurursuzca
Gökyüzünde kayboldu yıldızlar
Her yağmurda filizlenir korkular
Çocukluğum ve sen yaşayamadığım duygular
Seni unutmak basit değil
Basit olan hiçbir duygu bana ait değil
Bana ait olmayan her duygu kadar benim ol.

 

MUTSUZ KADIN..

MUTSUZ KADIN..


Karanlıkta sır gibi bir kadın
Bazen suskun bir çocuk gibi
Uzaklara uçurtuyor kara kuşları
Bazen de eldeğmemiş bir kar beyazlığında
Bir ölüm meleği geliyor yanıma

Talan edilmiş bu kadının kentleri
Avucunda saklı sisili bir hayalin
Düşü var şimdi
Gerçek olamasa da her dileğin
Duaların en hakikisi sanadır
Ey kadın....

BAŞKA KİM HAYATTAN ZEVK ALMAK İSTER?

  1. Bazen bakıyorum da çevrem bir “mutsuzlar“, “hayattan zevk almayanlar” ve dolayısıyla “kaybedenler” ordusu ile sarılı.
  2. Evet akılda kalsın diye abartıyorum <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Çevremdeki herkes böyle değil tabii ki. Hatta çevremdeki “hemen hemen hiçkimse” böyle değil.
  3. Bana bencil deyin isterseniz; bununla birlikte çevremden “mutsuzlar ordusu”nu barındır(a)mıyorum. İki nedenle:
  4. Her şeyden nefret eden kimseler ile ortak bir paydada buluşamıyorum ve uzlaşamıyoruz.
  5. İnsanlar benim yanımdayken “nedense” mutsuz olamıyorlar <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' />
  6. Eminim sizler de az ya da çok kendinizde ve çevrenizde zaman zaman bir mutsuzluk dalgası gözlemlemişsinizdir.
  7. Peki
  8. daha kaliteli bir yaşam sürmek için;
  9. hayatı doyasıya yaşamak;
  10. takdir edilmek için
  11. ve kendimizi gerçekleştirmek için neler yapmalı?
  12. Hemen hemen hepimizin bildiği ama çoğumuzun önemsemediği birkaç püf nokta ile başlayabiliriz mesela:
  13. Ara Sıra Kendinizi Dinleyin
  14. İçsel düşünce deyin, meditasyon deyin… Adını istediğiniz gibi koyabilirsiniz. Bununla beraber her gün sadece kendinize ayırdığınız “size özel” bir zaman diliminiz olsun.
  15. Eminim bu öneriyi ilk kez benden duymuyorsunuz — ve bunun haklı bir nedeni var <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' /> Aşağıda sıraladığım diğer önerileri yapmaya çalışır fakat kendi “yansıma”larınıza ayıracak zamanı çok görürseniz yaptıklarınızın pek de işe yaramayacağını düşünüyorum.
  16. Yine de siz bilirsiniz.
  17. Rahatlık Çerçevenizden (comfort zone) Ara Sıra Uzaklaşın
  18. Ara sıra “cesur”ca bir şeyler yapın. Günlük rutininizden uzaklaşın. Bir saniyeliğine dahi olsa yapın bunu.
  19. Normalde konuşmadığınız biriyle, ya da bir yabancıyla konuşun,
  20. Sizi kesinlikle reddeceğine emin olduğunuz birine konser davetiyesi alın,
  21. Topu topu bir haftalık şoförlük deneyiminize güvenip arabanıza atlayın ve bir Akdeniz turu’na çıkın,
  22. Oldukça riskli gördüğünüz bir projeye başlayın,
  23. Topluluğun ortasında avazınız çıktığı kadar bağırın,
  24. Böcek korkunuzun üzerine gidin, beslemek için bir bukalemun satın alın mesela <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' />
  25. Cesurca bir şeyler yapın. Ne olursa! Daha önceden planlamanıza gerek yok. O anda aklınıza gelsin ve “yapın”.
  26. Yeni Bir Şeyler Öğrenin
  27. Tercihen daha önceden hiç ilginiz olmayan bir konu olsun:
  28. Yeni bir programlama dili
  29. Yeni felsefi / politik bir akım
  30. Yeni bir lisan (ispanyolca mesela — ya da japonca)
  31. Yeni bir dans (Tango’nun her türlüsü tavsiye edilir — Milonga usulü olanı daha bir tavsiye edilir <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' /> )
  32. Yeni ne yapsam diye ilham mı arıyorsunuz: Vikipedi’de birazcık gezinmeye ne dersiniz? Ya daha az teknik bir tipseniz günlük birkaç gazeteye göz atın — Kesin çıkar bir şeyler <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' />
  33. Emin olun öğrendiğiniz her şey bir şekilde işinize yarayacaktır. Hiçbir bilgi gereksiz değildir.
  34. Yaratıcılık, birbiriyle ilgisiz gibi görünen kavramlar arasında sıradışı ilişkiler kurmaktan başka bir şey değildir. Yaratıcı olmanızın en kestirme yolu ise beyninizi her an yeni ve farklı bir şeylerle bombardımana tutmaktır.
  35. Zor değil… Bir deneyin, hayata ne kadar farklı baktığınıza şaşıracaksınız.
  36. Bir Çocukla Zaman Geçirin
  37. Eğer bir çocuğunuz varsa şanslı sayılırsınız (ya da öyle mi acaba <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_biggrin.gif' /> ) Eğer yoksa, eminim çevrenizde çocuğunu bir süre size emanet edecek birileri vardır.
  38. Çocuklar, hayatı en doğal haliyle yaşarlar. Gözlerinin içine bakın. Gözlerindeki yaşam enerjisini keşfedin. Onun kahramanı olun. Onlarla çocuk olun. Beraber eğlenin.
  39. Ara Sıra Dışarı Çıkın
  40. Bunu özellikle kendim için yazıyorum. Bilgisayar / sanal dünya / internet / web teknolojileri… ile o kadar iç içeyim ki; bazen damarlarımdan laptopumun klavyesine bağlanmışım gibi geliyor <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />
  41. Dışarı çıkın. Gökyüzüne bakın. En son ne zaman bulutları “koyunlara” benzettiniz?
  42. Sizi Mutlu Eden Ufak Ayrıntıların Farkında Olun
  43. Herkesi mutlu eden şey farklıdır. Kimisi bitter çikolata sever, kimi beyaz çikolata, kimi çikolata sevmez. Sizi en çok neyin mutlu edeceğini yine en iyi siz bilirsiniz.
  44. Aslına bakarsanız her şeyin başı “farkındalık”. Gününüzü inceleyin. Bakın bakalım sizi “gerçek anlamda” tatmin eden bölümleri nereler?
  45. Evet herkes bir şeyler için; bir amaç için çalışıyor. Fakat hiç sordunuz mu kendinize:
  46. Sizi “şu an” mutlu eden şey ne?
  47. Hayatınızdan genel olarak ne kadar memnunsunuz? Neden?
  48. Dün sizi mutlu eden neler vardı, bugün neler var? neler yok?
  49. Sizi mutlu eden etkenlerin bilincinde olmazsanız tabii ki “hayat ne kadar boş ve anlamsız…” diye kafanızı duvarlara vurmaya devam edersiniz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' />
  50. Bölük Pörçük Düşüncelerden Kurtulun
  51. Bekâr beyler; “gömleğimi sonra ütülerim” deyip bir hafta boyunca t-shirt ile gezdiğiniz olmadı mı hiç? — benim çok oldu.
  52. Demek istediğim aklınız geçmişte kalmasın.
  53. Eğer bu yazıyı daha sonra tekrar okumak üzere kaydederseniz bilin bakalım ne olur? %99.99 bir daha okumazsınız. Eğer tekrar okumak istiyorsanız bunu “sonra” değil “şu an ve hemen şimdi” yapın.
  54. Ya da eğer bu yazıya yorum yazmak istiyorsanız “sonra” değil, “hemen şimdi” yapın.
  55. Zihninizin bir köşelerinde tohumları geçmişte atılmış, bununla birlikte içten içe “ileride bir ara yaparım”dan öteye gitmeyeceğine emin olduğunuz düşünceleriniz olmasın.
  56. Rahat Olun
  57. Aslında en önemlisi de bu. Yaşam kalitenizi arttırmanın tek bir amacı var: Kendinizi iyi hissetmek — başka bir şey değil.
  58. Eğer bir şeyi yapmaktan korkuyorsanız sorununuz genellikle aşağıdaki nedenlerden biri altında özetlenebilir:
  59. Yapmaya değer bulmuyorsunuzdur. Yapacağınız şeyin sizi tatmin edeceğine inanmıyorsunuzdur: Eğer inanmıyorsanız yapmak zorunda değilsiniz. Zaten eğer samimi olmazsanız, yaptığınız hiçbir şeyin size yararı olmayacaktır.
  60. Elinize yüzünüze bulaştıracağınızdan korkuyorsunuzdur. Kendinizden emin değilsinizdir: O zaman daha küçük parçalara bölün — yapabileceğiniz kadarını yapın. Ama ilk adımı atın.
  61. Aklıma gelenler bunlar.
  62. Eminim sizlerin de “yaşam kalitemizi arttırmak” adına önerileri vardır. Bu listeyi yorumlarınızla genişletmeye ne dersiniz?
  63. Paylaşmaktan çekinmeyin. Cesur olun <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' />