| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

tamarra

"Her gün gençliğim için bir zulüm,sebebi sensin gülüm...Gülüşüme bir kurşun sıksa da ölüm,unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm..."

33 "hayat" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"hayat" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Aşırı terlemeye son!

Aşırı terlemeye son!

Kişinin, spor yapmadığı ve ortam sıcaklığının normal olduğu durumlarda terlemesinin anormal bir durum olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, şu bilgileri verdi…

Özel Göztepe Şafak Hastanesi`nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, aşırı terleme sorunlarının çözümünde kullanılan klipsli yöntem hakkında bilgi verdi:
                                               
“Aşırı terleme hastalığı olabilir”                                                            
 
“Egzersiz veya fiziksel aktivite, sıcak hava ve nem, sentetik giysiler, alkol almak, sigara içmek, kahve, çay ve sıcak içecekler, baharatlı ve sıcak yiyecekler, stres ve heyecan terlemeye yol açan olağan durumlardır. Ancak kişi spor yapmadığı, ortam sıcaklığının normal olduğu, acı bir şey yemediği, sıcak bir şey içmediği halde terliyorsa, diğer kişiler terlemediği halde oluyorsa bu “anormal” bir durumdur. Bu şekildeki terleme günlük hayatı etkileyecek derecede ise “hiperhidroz” denilen aşırı terleme hastalığından bahsedebiliriz…
               
“Aşırı terleme iki şekilde ortaya çıkabilir”                                                                              
 
Birincisi vücudun yaygın olarak fazla terlemesidir. Bu durum genellikle hastalıklar ve bazı durumlara bağlı olarak ortaya çıkar. İkinci şekli ise bölgesel aşırı terlemedir. Aşırı terlemenin bu şekli el terlemesi, koltuk altı terlemesi, ayak terlemesi, yüz terlemesi veya bunların karışımları şeklinde ortaya çıkar.
 
“Bölgesel terleme hastalığa bağlı değildir”                                                                                   
                                                                           
El, ayak, koltuk altı ve yüzde görülen bölgesel terleme hiçbir hastalık veya nedene bağlı değildir. Beyindeki ısı düzenleme merkezinin ve sempatik sinirlerin bazı kişilerde aşırı çalışmasına bağlıdır. Bu 100 kişiden 2 kişide görülen bir sorundur. Genellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde başlar. Hayat boyu devam eder ve her mevsimde olur. Uykuda görülmez ve stres, heyecan gibi duygusal uyarılar bu durumu tetikler.
 
“Aşırı terleme, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller”                                                        

 
Bölgesel terlemenin biyolojik olarak hiçbir zararı yoktur. Ancak günlük faaliyetleri çok ileri derecede olumsuz etkileyebilir. Özellikle ellerden damlayan, ceketlerde ve ayakkabılardan taşan bir terleme varsa; yaşamın tüm alanlarında kişiyi zor durumda bırakabilir. Aşırı terleme kişisel görüntüyü bozmanın yanında, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller, ciddi sosyal sıkıntılara neden olur, günlük işleri, meslek ve kariyer gelişimini, yaşam kalitesini ve ruhsal sağlığı bozar.

Tedavi yöntemleri var mı?
 
Koltuk altı, el ve ayak terlemesi tedavisinde kullanılabilecek birçok yöntem olsa da, cerrahi müdahale dışındakilerin etkileri geçicidir. Cerrahi, özellikle yüksek başarı oranı ve kalıcı etkisiyle en yüz güldürücü sonuçlar sunan seçeneklerdendir. Cerrahi tedavide yapılan, terlemeyi kontrol eden sempatik sinirlerin sadece problemli kısmının iptal edilmesidir…
 
Yöntem nasıl uygulanıyor?
 
Klipsli ETS ameliyatı, koltukaltından 1 santimetrelik iki küçük delikten girilerek endoskopik yöntemle yapılıyor. Aşırı terleyen bölgeyi ilgilendiren sempatik sinir bulunup, 5-6 milimetrelik titanyum klipsle sıkıştırılıyor. Böylece terlemenin önüne geçiliyor. Operasyon her iki koltukaltı için toplam 30 dakika sürüyor. Ameliyat sonrası hastanede 8-10 saat kalmak yetiyor. 2 gün sonra da işe başlanabiliyor. Klipsli ETS yöntemi ile yapılan operasyonlarda, aşırı el terlemesi, koltukaltı, ayak ve yüz terlemesi sorunlarında yüz güldüren sonuçlar alıyoruz.”

Cep telefonuyla fazla konuşunca

Cep telefonuyla fazla konuşunca

Cep telefonuyla fazla konuşmanın insanda ne gibi sorunlar yarattığı belli oldu.

Cep telefonuyla fazla konuşmanın dirsek ya da ön kolda sinir sıkışmasına neden olabileceği bildirildi.

Amerikalı doktorların "Cleveland Clinic Journal of Medicine" dergisinde yayımlanan makalesinde, cep telefonunun fazla kullanımının parmaklarda karıncalanmaların yanı sıra elde kas kaybına, dirsekte doku bozulmalarına yol açabileceği belirtildi.

Makaleye imza atanlardan Dr. Peter Evans, cep telefonuyla uzun konuşulduğunda sorunun parmaklarda karıncalanma, 4 ve 5. parmaklarda ve elin dış kısmında, bileğe doğru uyuşmalarla başladığını vurguladı.

Evans, tedbir alınmazsa sonunda kullanıcının elinin kas gücünü kaybedip örneğin şişe kapağını açmakta bile zorlanabileceği uyarısında bulundu.

Makalede, tıpta "kübital kanal sendromu" adı verilen bu hastalığa yakalanma riskini, kolun 90 dereceden fazla uzun süreli bükülü tutulmasının artırabileceği, kolun bu durumda tutulmasının koldaki sinirin gerilmesine ve dirsekten geçen kanalda baskıya yol açabileceğine dikkat çekildi.

"KONUŞMA SIRASINDA EL DEĞİŞTİRİN"

Dr. Evans, "kübital kanal sendromunun" şeker hastalığı ya da tekrarlanan travmalar gibi çok çeşitli nedenlerden ortaya çıkabileceğini ancak cep telefonu kullanımına bağlı olarak hastalığın görülme sıklığının arttığını ifade etti.

Hastalık riskini azaltmak için cep telefonuyla konuşulduğu sırada elin değiştirilmesini ya da "eller serbest" şeklinde konuşulmasını öneren Evans, bu basit önlemlerin genellikle yeterli olduğunu vurguladı.

Evans, riskin azaltılmasında kısa mesaj gönderme yönteminin de akıllıca olmadığını, fazla kısa mesaj göndermenin baş parmakta ağrılara ve sinir sıkışmalarına yol açabileceğini belirtti.

Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Figaro" gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.

Sivilcesiz güzelliğin sırları

Sivilcesiz güzelliğin sırları

Yüzünüzde beliren bu küçük noktacıklar sinir bozucu değil mi? Ergenlik çağı da geçti, peki neden hala oradalar? Bu konuda yanlış bildikleriniz...

Metabolizma bozukluğu etken
Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlardır sivilceler.

Kalıcı izler bırakabilir
En sık yüzde, alında, sırtta, göğüste ve omuzlarda oluşur. Estetik görünümün geçici olarak bozulmasına neden olabilecekleri gibi, şiddetli olan lezyonlar nedbeleşerek iyileştiklerinde kalıcı izler de bırakabilirler.

Sivilceler hakkında yanlışlar ve doğrular

"Bazı besinler bende sivilce yapıyor": Yanlış

 Besinler ve akne üzerine yıllarca süren çalışmalar sonunda herhangi bir besinin akneye sebep olduğu görülmedi. Ne çikolata akne yapar, ne yağlı yemekler ne de süt. Eğer öyle olmuş olsaydı o besinlerden yemeyerek insanlar sivilcelerinden kolayca kurtulurlardı. Oysa gerçek öyle değil.

 Beslenme şeklinizi değiştirerek sivilcelerden kurtulamazsınız, kurtulan da görülmedi. Sivilcelerden ancak sivilce tedavisiyle kurtulabilirsiniz.

Stres sivilce yapar": Yanlış

 Stres sivilcelere yol açmaz. O yüzden stresten kurtularak sivilcelerin geçmesini beklemek boşuna. Dahası stresli insanların kullandığı bir takım ilaçlar yan etki olarak sivilce yapar.

 Stres, cilt yüzeyine daha fazla sebum salgılanmasına neden olarak belki dolaylı olarak mevcut sivilceleri arttırabilir ancak hiç yoktan sivilce varetmez. Stressiz olduğu bilinen kimselerde de sivilce çıkabilir. Sivilcenin tedavisi başka türlü, stresin tedavisi başka türlüdür.

Güneşışığı sivilcelere iyi gelir": Hayır

 Sadece yüzünüz biraz daha bronzlaşacağı için sivilceler daha az dikkat çeker. Güneş ışığı birkaç sivilceyi kurutsa bile yenilerinin gelmesini engelleyemez, epidermise(cilt üstü tabakası) zarar verebilir ve ilerleyen safhalarda sivilceler artabilir.

 Güneş ışığına maruz kalmak ciltte erken yaşlanma ve yanıklara neden olabilir. Güneşe çıkmadan önce koruyuculuk katsayısı en az 15 olan koruyucu losyonlar kullanmanızı tavsiye ederiz. Sivilceleriniz içinse sivilce tedavisi görmekte fayda var.

Sivilcelerimi zaman zaman patlatıyorum": Sakın!

 Sivilcelerinizi patlatmakla mikroplara davetiye çıkarırsınız ve eğer enfeksiyon kaparsanız yüzünüzde ömür boyu geçmeyecek kalıcı yaralar meydana gelebilir.

 Siyah noktaları(komedonları) da sıkmamak gerekir.

Sivilceler yaş ilerledikçe geçer": Tam böyle değil!

 Sivilceler ileri yaş grubunda daha az görülür. Ancak sivilcelerden büyüyerek kurtulunmaz. Bazı kimselerde sivilcelerin neden olduğu kalıcı yaralar vardır. Tedavi edilebilecek bir hastalığı tedavisiz bırakmamak ve kalıcı yara riskinden mümkün olduğu kadar erken kurtulmak gerekir.

 20-44 yaş arası insanların yüzde yetmiş beşinde akne görülmezken geriye kalan yüzde 25'inde akne mevcuttur. Bazı hanımların adet dönemleri boyunca değişen hormon dengeleri sivilcelere neden olabilir. Doğum kontrol hapları sivilce yapabilir. Hamilelikte de sivilce görülebilir.

Vücudunuzun sesine kulak verin!

Vücudunuzun sesine kulak verin!

Bu uyarılara dikkat ederek hastalıkları oluşma aşamasındayken engellemek elinizde. Sağlıklı yaşam için vücudunuzun neler söylediğine bir göz atın..

ARA SIRA DÜZ YAKKABILAR GİYİN                 

Amerika'da Virginia Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre stilettolar, düz ayakkabılara oranla diz ve kalçalara yüzde 25 daha fazla basınç uyguluyor. Bu yüzden, babetlerle barışma vakti geldi. Ayrıca eklemlerinizdeki basıncı azaltmak ve omurganızı sağlamlaştırmak için bel bölgesi kaslarınızı çalıştıran egzersizler yapmalısınız.               

                                                        

BACAK BOYU ÖNEMLİ             

Eğer bacak boyunuz kısaysa sigara ve alkol kullanmadan önce iki kez düşünün. İngiltere'de Bristol Üniversitesi'nde yapılan farklı iki araştırmaya göre 75.8 cm'den kısa bacak boyuna sahip kadınların kalp ve karaciğer hastalıklarına yakalanma riski diğerlerine göre daha fazla.

              

NEFESİNİZİ KONTROL EDİN                                                                        

Ağız kokusu problemi yaşıyorsanız dişçiye gitme zamanı geldi demektir. Çünkü diş çevresinde oluşan plak tabakası, ağız kokusuna sebep olabilir. Bu da ileride diş etleriyle ilgili ciddi sorunların habercisidir. Günde iki kez dişlerinizi fırçalamayı, haftada üç kez diş ipi kullanmayı ihmal etmeyin.

                

LEKE VE BENLERİ TAKİP EDİN           

Bacaklarınızda birdenbire ortaya çıkan lekeleri, renk veya şekil değiştiren benleri dermatoloğunuza en kısa zamanda göstermelisiniz. Bu sayede sinsice yaklaşan birçok tehlikenin de önüne geçmiş olacaksınız.

                     

KULAKLARINIZI DİNLENDİRİN                                                            

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre her beş gençten biri yüksek sesle müzik dinlediği için işitme problemi yaşıyor. Uzmanlar sesin kısılmasını ve kulaklıkla dinleniyorsa 20 dakikada bir mola verilmesini söylüyor.

                                  

EKLEMLERİNİZİ ŞIMARTIN

Kronik eklem ağrıları; bilek, boyun, parmak ve kollarda ortaya çıkar. Bu ağrıları pek önemsemeyiz ama bunlar ciddi kemik ve kas rahatsızlıklarının habercileri olabilir. Zamanla kronikleşen bu ağrılarla baş etmek zordur. Gün boyu bilgisayar karşısında çalışıyorsanız dik oturmayı ve kısa aralıklarla esneme egzersizleri yapmayı unutmayın.

       

IŞILDAYAN GÖZLERE SAHİP OLUN

Göz doktorları keskin görüş ve genel göz sağlığı için A vitaminini öneriyor. Peki A vitaminini nelerden alabiliriz? Ispanak, patates, balkabağı, mango ve tabii havuçtan.

 

TIRNAKLAR VİTAMİNİN SÖZCÜSÜ

El ve ayak tırnaklarında beliren beyaz lekeler genelde çinko eksikliğinin belirtisi. Kaşık şeklindeki tırnaklar ise daha fazla demir almanız gerektiğini söyler. Kolay kırılan tırnaklar için en iyi çözüm omega- 3 yağ asidi takviyesidir.

 

GÖĞSÜNÜZ KURUMASIN

Sigaranın zararlarına bir yenisi eklendi. Uzmanlara göre sigara, cildin nem kazanmasını ve parlamasını sağlayan kolajeni parçalıyor. Ayrıca göğüs bölgenizin de kurumasına neden oluyor. Bu kuruluk zamanla kırışıklıklara da sebep olabilir.

 

Erkeğin kadından farkı

Erkeğin kadından farkı
Kadın ve erkek arasındaki en büyük fark nedir? Bu sorunun cevabını düşünmeyen kadın yoktur herhalde. Biz size şöyle özetleyebiliriz; siz ağlarken, o neden ağladığınıza anlam veremez....

Biz duygularımızı ne kadar açık anlatırsak anlatalım erkekler bu duyguları anlamakta zorluk çekerler. Siz onun yüzünden karşısında hıçkırıklara boğulurken, o size "niye ağlıyorsun" diye sorar. Bu küçük bir örnek olsa da tüm kadınların yaşadığı bir örnektir.

Erkekler ilişkide daha birçok şeyi sizden farklı düşünür. İşte bazıları...

Özel günlerin hiçbir önemi yok!           

Erkekler genelde aşkta küçük ayrıntılar üzerinde durmazlar. Örneğin yıl dönümlerinizi, doğum gününüzü unutabilirler. Ancak bu onlar için çok büyük bir sorun değildir. Hatta çoğu kez özel gün kavramının ne olduğunu bile hatırlamazlar. Çünkü bu gibi şeyler onlara göre küçük detaylardır. Kötü niyetle değil ama kendilerince hayatta önem verdikleri başka şeyler olduğundan çok da fazla tarihlere takılıp kalmazlar. Bu nedenle sevgiliniz sizin ile ilgili özel bir günü unuttuğunda hemen bozulup üzülmek yerine, kibarca uyarın ve asla bunu sizi sevmediği için yaptığını düşünmeyin.

Onu arayıp aramamanız çok da önemli değildir!               

Kadınlar sevgilileri tarafından aranmayı ve ilgilenilmeyi çok sever. Oysa telefon etmek erkekler için çok de gerekli bir durum değildir. Sevgilisini gün içinde mutlaka araması gerektiğini düşünmez. Hatta eğer bu konuda ona biraz sitemli davranırsanız, neden böyle davrandığınızı ve bir telefon görüşmesine neden bu kadar önem verdiğinizi anlayamaz.

Biten bir ilişki arkasından ağlanmaz       

Erkekler bazı durumları kadınlara göre daha kolay kabullenebilir. Ayrılık onlar için kabullenilmesi gereken bir gerçektir. Eğer ilişki bitmişse, ayrılmak gerekiyorsa yapılacak bir şey yoktur. Tabii bu tamamen onların üzülmediği anlamına gelmez. Çoğu zaman üzüntülerini dışa vurmamayı, duygularını karşısındakine aktarmamayı tercih ederler. Böyle zamanlarda mantıklı düşünceyi ön plana çıkarırlar. Onlar için bir ilişki bittiyse bitmiştir, üzülse bile bunun fayda sağlamayacağını düşünür.
                                                      

Aşk Hakkında Hiçbir Şey Bilmiyorsun!

Herkesin bildiklerinden farklıdır mutlaka bildiklerin. Anlatmaya başlasan saatlerce de dinletebilirsin. Aşkın mantığını, felsefesini çözmüşsün ya beyim; yanılıyorsun! Sen aşk hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!
Aşk Hakkında Hiçbir Şey Bilmiyorsun!
Kadın
Bildiğini sandıkların gönülde işlemez. Gerçek bir aşk yolcusu olmamışsın ki hiç! Bahsettiğim ille de kadına duyulan aşk değilken üstelik, sen yine de bilmiyorsun, aklında biriktirdiğin milyonlarca kelimeye rağmen. Teoride yaşamak senin yaptığın, pratiğe gelince çürüyorsun. Kendi kapanlarını kurmuşsun yollara, o rotada gideceğini bilerek hem de, farkında değilsin, kaçırdığın sadece aşk değil, bir ömre uzaktan el sallıyorsun.
Sana, beni sevmeyi beceremediğin için kızgın değilim. Tam tersi kendini sevmekten vazgeçmene bu isyanım. Oysa nasıl değişirdi şu bir türlü kabullenemediğin dünya, bilsen, aşkın lezzetini bir tadabilsen. Ah be sevgili! Dışarıda henüz güneş batmamışken, neden geceye çevirir ki bedenini insan? Bu düşünce tarlasına ektiğin tohumların yanında çıkan dikenlerin, aşkın parseline denk gelmesi de, tesadüf müdür acaba? Kendini böyle sevilmeye layık görmüyor mu ki ruhun? Aşkın özrü yaşam olamaz. Hangi yanına dönsen bitiremediğin şu günlük hayat dertlerini, üzerine zırh gibi giyerek, kaçtığın bu koyu yalnızlıkların da sence bir açıklaması vardır elbette; zaten amaç bu değil mi? Hep sebepler bulmadın mı düşleyemediğin yaşanacaklara? Düpedüz korkaksın işte! Boşuna itiraz etme, gönül kilitleyip suyun karanlık yerlerine kaçarak, tam ortasında duruyormuş gibi gösterip aslında yok olmak bir aşkın içinden, korkaklık değilse nedir?
Sen aşkı Azrail yapmışın kendine, oysa yaşamın en kolay tarafıdır ölmek. Sevmeden yaşamak meziyet değil, o kavuran dertlerine rağmen hayatın sevebiliyorsan, işte o zaman senindir zafer. Bana dünyayı anlatma, ben cehennemin en dibinden geldim hayatın ortasına. Piştiğim, kavrulduğum yangınlarla eğittim ruhumu. Savaşmak ne demek en iyi ben bilirim. Tek başına bir kadın olarak cenk etmekten, ayakta durmaktan, püskürtmekten daha zor olamaz, senin kavga dediklerin. Yine de kalbimi korudum kötülüklerden, hatta sadece yüreğim kalmış olabilir temiz kalan bu bedende.
Her şeyin, dünyanın tam merkezinde durarak, gezegenleri kendi etrafına alıp, bu koca sonsuzlukta, senden başkasının derdi yokmuş ve en çok seninkiler büyükmüş gibi salınıyorsun ya; sadece gülümsüyorum. Elindeki misketleri gösterip, “ne kadar ağır bunları cebinde taşımak biliyor musun?” diyorsun. Gözlerin bir an sırtımda duran küfeye kaysa, içinde taşıdığım o kocaman kaya parçalarını görsen, belki utanacaksın suskunluğumdan. Bakmıyorsun! Aşk dediğin koca bir yalan senin için, zorla, ellerinle parçalayarak yalan ediyorsun.
Sevgili, bilirim ki kimsenin yüreğine zorla koyulmaz aşk dediğin. Ne Afrodit karışır bu işe, ne Eros! Sen kalbinden vazgeçtiysen, Alaaddin’in lambasından çıkan cin bile, söküp alamaz, üstüne her gün yenisini ekleyerek sıktığın demir kemerleri kalbinden. Ben sadece  söylüyorum, aşka dair anlattıkların var ya, hepsi hikaye, sen aşk hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!

TEK SUÇLU BENİM

zaman içinde yaşlanan bir kalp taşıyorum...bedenimden daha

yaşlıyım...bunu anlıyorum.çok yorgunum artık...bu bitmeyen

hayat savaşı beni her gün daha çok yoruyor , ve artık

dayanacak gücüm kalmadığını görüyorum...ama savaşmak

zorundayım...ben ki yıllarca her şeye dayanan güçlü bir

kadınım..öyle ki kimsenin bana yaklaşamağı deli bir

kadınım...erkek ellerim narinliği ne zaman görücek diye

hayallerle geçirdiğim savaşların içinde hep ellerimin kadın

olacağı günü bekledim...hala daha beklemem se hayata güç

veriyor sanki...bunu düşünüyorum şimdilerde..ben hayal

kurdukça o engelliyor...evet biliyorum önce savaşı kazan sonra

mutlu ol...hayallerini al....ama çok yorgunum artık çokkk...


hayat felsefem:artık geçerli değil.ben mutsuzca büyüdüm...kendi kendine...sadece yalnız oyunlarımda gülerdim ...hayali arkadaşlarımla mutlu olurdum...gerçek oyun arkadaşlarımıysa

hep yönetirdim..yaşıtlarım benim gibi değildi...oyunlar

mükemmel olmalıydı ve ben ne istersem o olucaktı oyunda...ve

ben mutlu edilmeye izin vermedim...

ben insanları mutlu ederek mutlu olabilmeyi tercih

ettim...sevdiğim insanları mutlu ettiğimde bende mutlu

oluyordum...onlar gülmeliydi..onları ne kadar çok sevdiğimi

hissettirmeliydim...aslında ben hep istediği verdim . verirken de

hep bir gün karşılığını alacağımı düşündüm...bir gün mutlaka

benide onlar mutlu ediceklerdi...

       şimdi anladım:

yaşım 28 ...bu zamana kadar ben hiç mutlu edilmedim...kimse

benim onu sevdiğim kadar beni sevmedi...benim gösterdiğim

kadar değer görmedim...şimdi anlıyorum...ben bensiz hiç mutlu

edilmedim...benim savaşım gerçek mutluluktu...ben hayatla

bunun için savaştım...

       çok sevdim:

herkezi, herşeyi

,hayatı,acıyı,sevdayı,ayrılığı,özlemi,hasreti,beklemeyi,insanları

,HERŞEYİ çok sevdim...ben hep aynı sevilmek istedim...barış

olsun huzur olsun istedim...sevdiklerim açken ben tok

olmadım...kimseyi yalnız bırakmadım...herkeze yetiştim...çok

sevdim...çünkü çok sevilmek istedim...ama o sevgi sadece

bana özelmiş. kimse beni benim kadar

sevemezmiş...sevmediklerini anladığımda gördüm...ilgi

bekledim.anlayış bekledim..düşünüldüğümü bilmek

isterdim...ben ağlarken göz yaşlarımı hiç sildirmedim...çünkü

ben hep yalnız ağladım...bunu şimdi anladım...

öyle güçlenmişim ki bu hayat savaşında...ben kimseye boyun

bükmedim..hep verirken ; hiç istediğimi söylemedim...kimse

benim de sevgiye ilgiye ihtiyacım olduğunu anlamadı...sebeb se

bendim...benim gücüm...öyle kalkanlarla sarmışım ki bedenimi

öyle kuşanmış ki kalbim...kimse kırmasın diye:
benim de muhtaçladığımı kimse bilmedi...

oysa sevgisiz büyütülen ben: babamdan tek hatırladığım

yediğim dayaklardı.bir kere anneme sarıldığımı hatırlamadan

büyüdüm ben.yaşım 28:bir  kere babama sarılmadım

ben:eskiden koltukta uyur numarası yapardım ;babam beni

kucağına alsın diye.kızardı beni taşırken kucağında

duyardım,ama olsun babam beni kucağına aldı diye kendimi

mutlu ederdim...annem beni sevsin diye ona yardım eder evde

her şeyi yapmaya çalışırdım.oysa onun bana ayıracak hiç

zamanı olmadı.oda hep çalışmak zorundaydı..işinin bittiği

zamanlarda komşularda alırdık soluğu ve annnem hep dert

yanardı...beni hiç görmedi hiç...

18 yaşıma geldiğimde yandı kalbim...yanmakta güzel

sandım...bu sefer gerçekten mutlu olacağıma inandım...ama o

da olmadı...insanlarda gördüğüm mutluluğu ben hiç

yaşamadım...

şimdiyse her şeyi çok iyi anlıyorum...ve tek tek herkezi bilerek

kaybediyorum hayatımda...herkez sınava tabi :farkında değiller

evet biliyorum.ama gördüklerim hep aynı.ben artık beni

düşünmeyeni düşünmüyorum...

kendi haline kalsın dünyam...

ve ben artık mutlu edilmeden mutlu olmayacağım.sahte

gülmeyeceğim.kimseye yardım etmeyeceğim...ben artık melek

değilim...ben artık dileğim...

BİLİYORUM TEK SUÇLU BENİM.

http://askkadinlari.blogcu.com/KADINLARIN+HAYALLERI/

Ayakkabı seçerken dikkat

Ayakkabı seçerken dikkat

 

Küçük bir sorun olarak başlayan ancak tedavi edilmediğinde cerrahi müdahaleye kadar gidebilen tırnak batmalarına günlük hayatta yaptığımız bazı hatalar neden oluyor.

 Tırnak kesiminde dikkat edilecek birkaç önemli nokta, tırnak batması sorununun önüne geçebilir. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, tırnak batmaları ile ilgili sorularımızı yanıtladı.   

                          

Tırnak batması neden kaynaklanıyor?     

Ayak tırnakları pek çok nedenle batabiliyor. Her yaşta olabilen ağrı, şişlik ve ikincil enfeksiyon gibi tablolara yol açabilen bu durum, en sık ayağın birinci parmak tırnaklarında görülüyor. Genetik eğilim, aşırı terleme, terlemeyi artıran faktörler, sentetik, solumayan ayakkabılar, dar ve darbe oluşturan ayakkabılar tırnak batmasının en sık rastlanan nedenleri arasında yer alıyor.

Kadınlarda topuklu ve sivri burunlu, erkeklerde sert ve sivri burunlu ayakkabılar ile yapılan uzun yürüyüşler ve spor, tırnakların yanlış kesilmesi ve pedikür de sık rastlanan nedenler. Tırnakların düz yerine U şeklinde, içe doğru kesilmesi, yan kenarlarının testere şeklinde düzensiz kesilmesi, kısa kesilmesi, tırnak kenarlarının koparılması tırnak batmasına yol açabiliyor.

                                                                                                  

Nasıl bir tedavi süreci yaşanıyor? Tedavi yöntemleri neler?

Kısa süreli vakalarda, öncelikle bölgesel kurutucular, antibiyotikli kremler, gerektiğinde ağızdan antibiyotik gibi ilaçla tedavi yöntemleri deneniyor. Bazı tırnak mantarı olgularında da tırnakta batma olabiliyor. Bu durum farklı ilaç kullanımı gerektirebiliyor. Bu tedavilerle yanıt alınamadığında, oluşan rahatsızlığın boyutuna göre, kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krioterapi, tırnak yatağı cerrahisi (tırnak yatağı revizyonu, kısmi tırnak cerrahisi) uygulanabiliyor. Uzun süreli vakalarda cerrahi yöntemler öncelikle tercih ediliyor.

                                                                                           

Tırnak batması rahatsızlığı olanlar neye dikkat etmeli?

Ayak tırnaklarında batmayı engellemek için, oluşturucu etkenlerden sakınmak, tedavinin temel prensibini oluşturuyor. Tırnak batmasını engellemek için yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:                               

                                                                         

Uygun ayakkabı seçimi : Ayağı sıkmayan, darbe oluşturmayan, alçak topuklu, olabildiğince yumuşak, hava döngüsüne izin veren ayakkabılar seçilmeli.

Tırnakların doğru kesilmesi: Tırnak uçları düz, yan kenarlara aşırı girmeden, hafifçe ovalleştirerek kesilmeli. Bu yolla yan kenarların düzensizleşmesine izin verilmemeli. Tırnak kenarları kesinlikle koparılmamalı.

Aşırı terlemeye yol açacak faktörlerden kaçınma: Sentetik olmayan, hava döngüsüne izin veren ayakkabılar seçilmeli. Pamuklu çorap giyilmeli, ayak yıkandıktan ve uzun su içi aktivitelerden sonra iyi kurulanmalı.

Temiz , steril şartlarda pedikür uygulanmalı.

Tırnak çevresinde hafif bir kızarma, hassasiyet olduğunda, basit bir nemlendirici kullanılmalı. Yakınmalar artınca bir deri hastalıkları uzmanı ile görüşülmeli.

 

Tırnak batması sorunu olanlar hastanelerde hangi bölüme gitmeli? Hangi bölümler bu alanla ilgili?

Öncelikle bir deri hastalıkları uzmanına başvurulması gerekiyor. İlk olarak kesin tanının konmasının ardından, gerekli tedavi yöntemi (İlaç ve cerrahi tedaviler) uygulanmalı.

 

Türkiye’de yaygın bir rahatsızlık mı?

Oldukça sık rastlanılan bir hastalık. Artırıcı etkenlerden uzak durmak ve erken evrede planlanan tedaviler hastayı cerrahi tedavilerden koruyabilir.

Güzelleşirken sağlığınızdan olmayın!

Güzelleşirken sağlığınızdan olmayın!

 

Yaz aylarında yapımı artan vücut dövmesinde, AIDS ve bulaşıcı hastalık risklerine karşı steril ortamların ve sağlık müdürlüklerinden onaylı yerlerin tercih edilmesi gerektiği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, yaptığı açıklamada, yaz mevsiminin başlamasıyla özellikle turistik bölgelerde dövme yaptıranların sayısında önemli oranda artış yaşandığını belirtti.        
 
Sağlıksız koşullarda yapılan dövmeler nedeniyle görülen hastalıklarda da buna bağlı olarak artış yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Memişoğlu, şöyle devam etti:
“Dövme yapımı yarı tıbbi bir uygulama. Bu nedenle Sağlık müdürlüklerinin onayı olmayan yerde yaptırmamalı. Ayrıca, işlem sırasında kullanılan iğneler her kişi için değiştirilmeli. Dövme yaptıran kişi iğnenin değiştirildiğini muhakkak kontrol etmeli. Çünkü steril olmayan iğnelerle yapılan dövmeler hepatit A, B, C, AIDS ile bazı enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Ayrıca, deri alerjisine yol açabilecek kimyasal boyaların da kesinlikle kullanılmamasına dikkat edilmeli.”

GÜNEŞTEN UZAK TUTULMALI                                              

Prof. Dr. Memişoğlu, işlemin iğne ile yapıldığı için dövmenin bulunduğu bölgede başlangıçta yara oluştuğunun altını çizerek, o bölgenin özellikle ilk 2-3 hafta içerisinde çok iyi muhafaza edilmesi gerektiğine dikkati çekti.      
                                            
Aksi takdirde derinin sertleşmesi ve kabarması gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini belirten Prof. Dr. Memişoğlu, “En az 15-20 gün dövme yapılan bölge güneşten uzak tutulmalı” dedi.
                                                                     
DÖVMENİN ÇIKARTILMASI                                      

Prof. Dr. Memişoğlu, dövmelerin kalıcı ve geçici olarak yapılabildiğini belirterek, bazı durumlarda kalıcı dövmelerin çıkartılması talebiyle karşılaştıklarını anlattı.
Dövmelerin, ancak lazer tedavisi ve cerrahi müdahalelerle çıkarılabildiğini bildiren Prof. Dr. Memişoğlu, şöyle konuştu:
“Ancak her dövme çıkartılır diye bir şey yok. Dövmelerin sadece bazıları iz bırakmadan çıkartılabiliyor. Ayrıca, dövme yaptırırken koyu renk tercih edilirse çıkartılması daha kolay olur. Çünkü koyu renklerde lazer tedavisi daha etkin sonuç veriyor.”

50 İLE 12 BİN TL ARASINDA DEĞİŞİYOR

Adana'da faaliyet gösteren bir dövme stüdyosu sahibi Kamil Baril de yaz aylarıyla birlikte dövme yaptıranların sayısında önemli artış yaşandığını belirtirken, yapılan dövmelerin ise boyutlarına göre fiyatlarının da değiştiğini söyledi.

Kadınların daha çok melek ve yıldız, erkeklerin ise güç ve yırtıcılığı simgeleyen figürleri tercih ettiğini belirten Baril, vücuda yapılan küçük bir kelebeğin 50 TL olduğunu, vücudun tamamını kaplayan dövmenin fiyatının ise 12 bin TL'ye kadar çıktığını kaydetti.

Hayvan figürlerinin yanı sıra sevgili isimleri veya baş harflerinin de sıkça tercih edildiğini kaydeden Baril, en çok dövme yaptıranların ise gençler olduğunu sözlerine ekledi.

Kadın sesinin inanılmaz yararı

Kadın sesinin inanılmaz yararı

 

Uzmanlar kadın sesinin bitkiler üzerindeki inananılmaz etkilerini ortaya koydu. İşte sonuç..

Britanya Kraliyet Bahçecilik Derneğinin (RHS) yaptığı araştırmada, kadın bahçıvanların seslerinin domates fidelerinin daha çok büyümesini sağladığı gözlemlendi.

Daily Telefraph'ın haberine göre, RHS'nin Surrey'deki bir bahçesinde nisanda başlayan deneyde, John Wyndham'ın "The Day of the Triffids", Shakespeare'in "Yaz Gecesi Rüyası" ve Charles Darwin'in "Türlerin Kökeni" adlı eserlerinden parçalar çeşitli kişiler tarafından okunarak kayıt yapıldı.

10 domates fidesiyle yapılan deneyde, bu kayıtlar fidelerin saksılarına iliştirilen kulaklık vasıtasıyla bitkilere dinlettirildi. Kontrol grubu olarak 2 domates fidesine ise hiçbir şey dinlettirilmedi.

Bir ay süren deneyin sonucunda, kadın sesi dinletilen fidelerin erkek sesi dinletilenlere oranla ortalama 2,5 santimetre daha fazla uzadığı belirlendi.

Hatta bazı erkek sesleri o kadar başarısız oldu ki, bu seslerin dinletildiği fideler "sessizlik içinde büyümeye bırakılan" kontrol grubundaki fidelerden bile daha az büyüdü.