| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

tamarra

"Her gün gençliğim için bir zulüm,sebebi sensin gülüm...Gülüşüme bir kurşun sıksa da ölüm,unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm..."

14 "güzelik" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"güzelik" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yumurtalık kistlerinde takip önemli

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, kadınlarda yumurtalıklarda görülen kistlerin çoğunlukla iyi olduğunu belirterek “Bu kistlerin %80 kadarı iyi huylu olmasına karşın yine de yarattığı sorunlar bakımından mutlak takip ve tedavi gerektirirler” diyor. Özellikle üreme çağındaki kadınların yaklaşık olarak % 30-40’ında görülen yumurtalık kistleri, kadın hayatının her döneminde ortaya çıkabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, yumurtalıkta görülen kistlerin %80 kadarı iyi huylu olmasına karşın yine de yarattığı sorunlar bakımından mutlak takip ve tedavi gerektirdiğini vurguluyor. Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, yumurtalıkta neden kist oluştuğu konusunda şunları söylüyor: “Yumurtalıklar oldukça dinamik organlardır. Beyinde hipofiz adlı yapıdan salgılanan hormonlar ile yumurtalıklarda her ay, içinde yumurta barındıran küçük kistçikler gelişir. Bunlara folikül kisti denir. Bazen yumurtlama sonrası bu folikül kistleri büyüyebilir ancak genellikle diğer adet dönemine kadar yok olurlar. Bu fizyolojik bir süreci yansıtır. Bazen ise patolojik kistler oluşur. Bunlar üzerinde durulması ve tedavi edilmesi gereken yumurtalık kistlerini oluştururlar.”

Yumurtalık kistlerinde takip önemli

Geç belirti verebilir Yumurtalık kistlerinde belirtilerin kistin boyutuna veya salgıladığı hormonlara bağlı olarak değişkenlik göstereceğini söyleyen Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, hangi belirtilerin görüldüğünü şöyle anlatıyor: “Kist çapı büyüdükçe karın ve kasık ağrısı, karında kitle ele gelmesi, kabızlık, barsak alışkanlıklarında bozulma, sık idrara çıkma hissi gibi bası bulguları ortaya çıkar. Kist hormonal olarak da aktifse adet düzensizliği, aşırı kanama, kilo artışı, kıllanma, akne ve sivilce çıkması gibi bulgular ortaya çıkar. Kisti olan bayanlarda kistin sapı etrafında dönmesiyle (torsiyon) veya kendiliğinden yırtılması ile çok şiddetli bıçak saplanır gibi ağrı oluşabilir. Bu durumda hemen en yakın hastaneye gidilmelidir. Öncelikle bayanlar rutin yıllık jinekolojik takiplerini ihmal etmemelidirler. Çünkü yumurtalık kistlerinin ve yumurtalık tümörlerinin çoğu geç belirti verdiklerinden önemli oranda ileri evrelerde ve çok büyümüş olarak saptanırlar. Belirtilen şikâyetleri olan bayanlar yıllık muayeneyi beklemeksizin mutlaka jinekologlarına başvurmalıdırlar. Özellikle 18 yaşından önceki kistler, 40 yaşından sonraki over kitleleri, hızlı büyüyen kistler, tedaviye rağmen geçmeyen kistler, menopoz öncesi 6 cm.den, menopoz sonrası ise 3 cm.den büyük kistler, ultrasonografide iç yapıları düzensiz olarak izlenen veya içinde solid kitleler olan kistler özel takip gerektirir.” Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, yumurtalık kistlerinin tedavileriyle ilgili olarak da şu bilgileri veriyor: “İlaçlarla tedavi (Adet düzenleyiciler veya doğum kontrol hapları gibi), kistin iğne ile boşaltılması, ameliyatla tedavi olarak üç tedavi seçeneği vardır. Tüm tetkikler yapıldıktan sonra yüksek ihtimalle kistin iyi huylu olduğu düşünülürse adet düzenleyici veya doğum kontrol hapları kullanılarak gerileme olup olmadığı takip edilebilir. Özellikle tüp bebek uygulamalarından önce basit kistler tedavi öncesi jinekolojik ultrasonografi rehberliğinde ince bir iğne vasıtası ile boşaltılabilir. Bu iki tedavi sadece basit görünümlü ve iyi huylu olduğu düşünülen kistlerde uygulanmalıdır. Kist ameliyatları da açık ve kapalı olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Habis özellik gösteren kistlerde, çok büyük kitlelerde genellikle açık ameliyat tercih edilir. Biz genellikle hastanemizde laparoskopi denilen kapalı ameliyatları uygulamaktayız.”Laparoskopi ile mükemmel sonuçlarla ameliyatı bitiriyoruz. Hasta daha az ağrı duyuyor, daha kısa süre hastanede kalıyor ve daha erken taburcu olup ayağa kalkıyor.”

Süper kadın olmaya çalışmak hasta ediyor...

Süper kadınların hastalığı olarak adlandırılan "fibromiyalji"de hastalar, yaygın kas ağrıları, çarpıntı, migren, ellerde uyuşma, barsak spazmları, gaz şikayetlerinden yakınıyor. Hastalar doktora "Her yerim ağrıyor, dayak yemiş gibiyim, sabah bitkin kalkıyorum." diyerek geliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayda Uluhan, “Bu hastalık daha çok süper kadınların hastalığı. Kesin bir tedavisi yok, hastaya hayata bakışını değiştirmesi, aşırı stresten uzak durmasını öneriyoruz” dedi.

Fibromiyaljiye kas romatizması denilse de, ne iltihaplı bir hastalık, ne de romatizmal bir rahatsızlık. Birçok belirtisi var. Hastalığın tam olarak neden olduğu bilinmemekle birlikte, uyku bozukluğu olan kişilerde daha çok görülüyor.

Normalde uykunun dört evresi var. Uykunun dördüncü evresine geçemeyen kişilerde vücut gerginliğinin ertesi güne sarkması nedeniyle bu hastalığın oluşabildiğini belirten Dr. Uluhan, şöyle konuştu: “Vücudun sırt, göğüs, kol içleri, dirsekler, kalçalar gibi bölgelerindeki gerginlik noktalarındaki hassasiyet ve ağrı bölgeleriyle kendini gösteriyor. Hastalar doktora her yerim ağrıyor, dayak yemiş gibiyim, sabah bitkin kalkıyorum, hiç uyumamış gibiyim derler. En ağır romatizmada bile hasta her yerim ağrıyor demez, ama bu hastalar her yerlerinin ağrıdığını ifade ederler.”

Süper kadın olmaya çalışmak hasta ediyor...



Doktor doktor dolaştıran hastalık

Fibromiyalji hastaları esas olarak kas ağrılarıyla doktora gidiyorlar. Ama iç organ kasları, spastik kolon, sinirsel kolit, baş ağrısı, çarpıntı, ellerde uyuşma, çene kitlemesi ve diş gıcırdatma gibi rahatsızlıklarla diş hekimine de başvurabiliyorlar. Yani birçok bölümü dolaşıyorlar ama teşhis konulduğunda tüm bu yakınmalar bitiyor. Hastalığın tedavisi yoktur demenin daha doğru bir yaklaşım olacağını belirten Dr. Ayda Uluhan, şunları söyledi: “Hastalara hayat tarzınızı, kafa yapınızı değiştirmeniz, zihninizi ve ruhunuzu rahatlatmanız lazım diyoruz. Aynı zamanda yaşam koşullarının da değiştirilmesi gerekiyor. Spora, kaplıcaya gitmek rahatlatıyor. Endişeyi de tedavi ediyoruz. Erkeklerde olunca daha zor, çünkü erkekler kabullenmiyor ya da kabullenmekte zorlanıyor. Kadınlar ise daha kolay kabulleniyor. Hastaların gergin kişilik yapılarıyla, süper kadın dediğimiz işini, evini her şeyini planlayıp yapmaya çalışan bir kadın grubu var. Amerika’da 4-5 milyon kişi fibromiyalji hastalığından yakınıyor.”

Fizik tedavi fayda sağlıyor

Hastalığın tedavisinde birçok branştan destek alınıyor. Ancak fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi büyük yarar sağlıyor. Hastalığı zamana yayarak tedavi etmeye çalışmak gerekiyor. Hastalarda dönem dönem şikayetler artıyor. Çocuğu sünnet oluyor, evleniyor ya da bir evden başka bir eve taşınıyor, bunlar süper kadınlarda telaşa, endişeye, hastalık belirtilerinin artmasına neden oluyor. Bu özel stres durumlarında hastalara ilaç tedavisi verdiklerini, onun dışında ilaç vermediklerini belirten Dr. Uluhan, “Tiroid ve romatizmal hastalıkların fibromiyaljinin dışında tutulması lazım. Bunun için de kan tahlillerinin ve muayenenin iyi yapılması çok önemli. Fizik tedavi romatolog ve dahiliye uzmanı bu hastalığın teşhisini koyabiliyor. Ama testleri de yapmak lazım” dedi.

Hastalık hastası olarak biliniyorlar

Fibromiyalji hastalarının toplumda "hastalık hastası" olarak adlandırıldıklarını, hastalıkları nedeniyle doktor doktor dolaştıkları için böyle bilindiklerini anlatan Dr. Uluhan, artık hastalığın kimyasının bilindiğini belirtiyor. Uyku bozukluğundan oluşan kimyasal maddeler kaslara toplanıyor. Yapılan biyopsilerde de bu maddelerin varlığı saptanmış. O yüzden hastaya senin bir şeyin yok denmemesi, iyi araştırılması gerekiyor. Hastalığın nedeni fiziksel olabildiği gibi ruhsal da olabiliyor. Fibromiyalji vücudun tüm sistemlerini etkiliyor. Hastaların eskiden doktor doktor dolaştıklarını şimdi tek elden çözümünün bulunduğunu belirten Dr. Uluhan, “Fizik tedavi ve romatoloji bunu tedavi ediyor, romatoloji teşhiste doğru adres, tedavide ise fizik tedavinin önemli yeri var” dedi.

Yüksek sesin çocuklara etkisi

Çocuk olmak ne kadar zorsa bir çocuğu yetiştirmek de işte o kadar hassasiyet gerektiren bir süreçtir. Çevremizde çocuklarımızı tehdit eden bunca tehlike mevcutken bir anne-baba olarak onlara gerekli eğitimi, uygun gelişim ortamını sağlamak uzman desteği almayı gerektirebilir. Sürekli gelişen toplumumuzda çocuğumuzun da kendi gelişim basamaklarını tırmanırken aynı zamanda çağın gelişim özelliklerini taşımasına yardımcı olmak onun bakımında en üst görevlerimizden biridir.

Sokakta, evde, okulda ve çocuğumuzun içinde bulunduğu tüm ortamlarda bir gürültü, bir kalabalık ve karmaşanın mevcut olduğu kaçınılmaz. Çocuklarımız bu durumlarda ne kadar savunma mekanizmaları geliştirseler de yüksek ses ve gürültü ortamları onların tüm gelişim özelliklerini olumsuz etkileyebilmektedir. Yüksek sesli ortamlar çocukların hem işitsel dengelerini etkileyebileceği gibi hem de psikolojik olarak travmatik özellikler gösterebilmektedir. Sözü edilen yüksek ses ve gürültü bir eğlence ortamı olabileceği gibi doğal olayların getirdiği gök gürültüsü, patlayıcı maddeler vs. gibi çocuğu ürkütebilecek sesler içerebilir. En önemli gürültü ise en çok zaman geçirilen ve en fazla eğitimin sağlandığı aile içindeki, ev içindeki gürültüdür. Anne-baba birbirlerine seslerini duyuramazken ve gittikçe daha fazla yüksek sesle konuşmaya başlamışken onları izleyen, onların yüksek sesli iletişimsizliğinden etkilenen çocuklarının farkında olmayabilirler.

Yüksek sesin çocuklara etkisi



Gerek bebeklik döneminde, gerekse erken çocukluk ve ergenlik dönemini kapsayan yaş aralıklarında çocuklar birçok gelişim basamağını tırmanırken, önlerine çıkacak olumsuzluklarla baş etmenin yararlı yönlerinden çok çocuğun, yaşıtlarının gerisinde seyretmesine, takılmasına neden olan faktörlere ebeveyn olarak dikkat etmemiz gerekir. Eşimizle aramızda anlaşmazlıklar olabilir, çatışmalar yaşayabiliriz veya her ilişki de olabileceği gibi dönemlik sıkıntılarımız olabilir. Bunları konuşarak, tartışarak veya bir süre kaçarak farklı yöntemlerle yenebilir, üstesinden gelebiliriz. Çocuklarımızın yanında da tartışmalar yapabiliriz. Bu davranış şekilleri sağlıklı olmakla birlikte, iletişimsizlik halinde sadece bağırarak ve birbirimizin sözünü keserek yaptığımız gürültüler çocuklarımızın yanlış örneklerle yüzyüze gelmesi ve duygusal olarak yıpranmasına neden olabilir. Bunun dışında çocuğumuzun gerek fiziksel, gerek zihinsel alanlarında gelişme sağlayabilmemiz için, sosyal anlamda dışlanmışlık, iletişime geçememe, konuşma ve dil alanlarında problemlerle karşılaşmamaları için öncelikle bizim onlara iyi birer model olabilmemiz ve iletişimimizi kuvvetlendirmemiz, çocuklarımızı gürültüden uzak ve anlaşılır ilişkiler içinde büyütmemiz gerekir. Yüksek sesli ortamlarda büyüyen çocukların özellikle kendini ifade de güçlük çektikleri, kekemelik gibi dil ve psikolojik faktörlerin tetiklediği bozukluklarla karşılaştıkları ve gerek yaşıtları gerekse diğer insanlarla iletişim problemleri yaşadıkları gözlenmektedir. Bu problemler erken çocukluk ve ergenlik döneminde kendisini saldırgan, sapkın, uyumsuz davranışlarla gösterebilir. İleriki yaş dönemlerinde ise birçok patolojiyi içinde barındırabilir. Onun kişiliği oluşurken bebeklikten itibaren yanında kavga etmemeli, yüksek sesle konuşmamalı ve aşırı gürültülü ortamlardan uzak tutabilmeliyiz. Onun ruhsal dünyasında kalıcı yaralar açmamaya her koşulda dikkat etmeliyiz.

Bebeğimizin ve çocuğumuzun iletişiminin, sözel ve bedensel etkileşiminin ve iş birliğinin güçlenmesi, yaşamla barışık olması, sağlıklı bir birey olarak toplumda yer alması yönünden onu desteklemeli, uygun gelişim ortamını sağlamalı ve uygun model olabilmeliyiz. Problemlerle baş etmekte güçlük çektiğimiz durumlarda uzman desteğine başvurmak olumlu sonuca varmakta bize doğru yöntem ve zaman kazandıracaktır.

Kadının mutluluk yaşı

Kadının mutluluk yaşı

Yapılan bir araştırma kadınların en mutlu zamanlarını hangi yaşında yaşadıklarını ortaya çıkardı.

İngiltere'de 4 bin kadın ile yapılan araştırmada, kadınların en mutlu zamanlarının 28 yaş olduğu belirlendi. 

Uzmanlara göre kadınlar bu yaşta, sabit bir işe, bir erkek arkadaş ya da kocaya, düzenli bir gelire ve yakın arkadaşlara sahip oluyor. Hala 20'li yaşlarda olması da bu mutluluğu pekiştiriyor. Ancak 30 aşıldığında, kadınlarda yaşlanma paniği başlıyor.

 

 

 

 

Kadınlar Neden Daha Çok Yaşar?


Kadınların erkeklere göre daha uzun yaşamasının sırrı bir çocuğun gözüyle bakın nasıl açıklanıyor?

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı. Annem, "Geç oldu," dedi, "zaten yorgunum, ben yatıyorum."

Annem kalktı, mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı. Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu. Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi. Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu. Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.

Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu. Sonra çamaşır
makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu. Banyodaki çöp sepetini boşalttı. Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı. Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.

Çiçekleri suladı. Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu. Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu. Kek tarifleri defterini çıkardı, arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu.
Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.

Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı, dişlerini fırçaladı. Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü. Tırnaklarına baktı, törpüledi. İçeriden "sen yatmaya gitmemiş miydin" diye seslenen babama "şimdi gidiyorum" deyip köpeğin su kabını doldurdu. Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı. Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı, gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.

Bana geldi,"haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın," dedi. Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerinihazırladı. 6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi.Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi. İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir "ben yatıyorum" dedi ve gitti yattı.

Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Kadınların neden hala daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?


 

El Çizgileri Ne Anlatıyor?


El çizgilerinin anlamı nedir? İnsanın gördüğü rüyalar neleri anlatır? Neden el çizgilerine bakmak falla karıştırılıyor? İşte tüm bu soruların cevapları...

El çizgilerinin tecrübeye dayalı bir bilim olduğunu söyleyen Gazeteci Yazar Mehmet Ali Bulut, ‘Pozitivist düşünce bu alanları kapatınca bunlar unutulmuştur.’ dedi.  Bulut, el çizgilerinin fal gibi görülmemesi gerektiğini kaydederek tarihinin çok eskiye dayandığını ve bugünün dünyasında farklı amaçlarda kullanıldığını ama esasında bir ilim olduğunu savundu. ‘’İnsanlarda birçok bir yetenek olabilir ama önemli olan şey bunu çalışarak eyleme dökmektir.'' diyen Bulut, rüya konusunda şunları kaydetti:  ''Elinizde sizin kapasiteniz yer alır. Siz kendinizde bulunan yetenekleri geliştirmezseniz bunlar bir işe yaramaz.’’

EL ÇİZGİLERİ GELECEĞİ BİLMEK DEĞİLDİR
Ülke TV’de Turgay Güler’in sunduğu Sıra dışı programına katılan Gazeteci Yazar Mehmet Ali Bulut, ruh, beden ve rüya hakkında bilgi verdi.’Rüyalarla insan ruhunun tahlilleri ve kişilik tahlilleri, el çizgileri ile hareket ederek insanları tasnif etmek çok önemlidir.’ diye konuşan Bulut, ‘Bu bir fal değildir. Osmanlı’da bu kullanılmıştır. Devşirme çocuklara bakılır ve bunları kendi özelliklerine göre eğitirlerdi. El çizgileri geleceği bilmek değildir. Böyle bir şey yok. Gelecek doğru karar verilirse gelir. Bir insan kendi yetenekleri doğrultusunda eğitim alsa bu kişi çok başarılı olur.’’ diye konuştu.

BU ÜLKE BUNU KABUL EDEMİYOR
‘El çizgileri, yüz çizgileri senin yeteneklerin ve kabiliyetlerindir.’ vurgusunu yapan Bulut, 'Elindeki hayat çizgileri sizin iniş ve çıkışlarını veriyor.' diyerek şunları kaydetti: ''Diyemezsiniz ki; siz bir kaza geçireceksiniz. Ama şu dönemde sizin bir aktivasyonunuz yavaşlayacak. Bu bir itibar kaybı, hastalık veya maddi bir kayıp olabilir. Bunları bilmek bir fal değil. Ama bu ülke bunu kabul edemiyor. İnsanlar geleceklerini merak ediyorlar. İnsan beyni sürekli geleceğin projeksiyonunu yapıyor.

KALBE RAHMAN'DAN, ŞEYTANDAN, NEFİSTEN VE MELEKTEN BİLGİ GELİR
Rüya insanın kendi iç âlemini gösterir. Karma karışık bir rüyanın bile bir anlamı vardır. Her rüya insanın iç dünyasından haber verir. İlgi alanları ve meşguliyetten oluşan rüyalar vardır. Rahmani rüyalar vardır. Allah kulunu uyarmak için rüyayı kullanır. Rüyanın şeytanisi de vardır. 4 unsurdan insanın kalbine sürekli bilgi gelir. Rahman, şeytan, nefs ve melek olmak üzere 4 kaynaktan bilgi gelir. Güzel rüya görmek hayattan lezzet almanın bir yoludur. Peygamber efendimiz kimse moralini bozmasın diye hayra yormayı tavsiye etmiştir.''

PEYGAMBERİMİZ 'RÜYALARI HAYRA YORUN' DEMİŞTİR
‘Kötü bir rüyayı hayra yormanın anlamı nedir?’ sorusuna ise Bulut, ‘Peygamberimiz rüyayı hayra yorun demiştir. Rüya yorumlanmadan önce muallâktadır. Yorumlandıktan sonra yerine oturur.  Rüyada semboller çok önemlidir. Rüya sanal bir realitedir. Peygamberimiz kötü bir rüya gördüğünüz zaman 3 defa sol tarafınıza tükürünce 'Ondan bir sıkıntı gelmeyecektir' demiştir. Burada bir psikolojik yapıdır. '‘ cevabını verdi. Bulut, rüyalar hakkında son olarak şunları söyledi:

İNSANLARIN GERÇEK BEKLENTİLERİ RÜYADA GÖRÜLÜR
''Sizin korku diye tanımladığınız sembol ne ise kişi o rüyayı o şekilde görür. Bir rüya, kıyafet giyerken kullandığınız gardırop gibi senin iç dünyanızdır. Herkes için sembolleri farklı ama manası aynıdır. Bugün hayatımıza yeni kavramlar girdi. Bu kavramları yeniden yorumlamamız lazım. Bir Müslüman’ın göreceği rüyanın sembolleriyle bir yabancının göreceği rüyalar bir değildir. Rüyalar sizin iç dünyanızda yaptığız bir ankettir. Bu yüzden batılı sosyologlar düş topluyorlar. Bu rüyalarla bir ülkeyi yönetmek kolaydır. Mesela siyasetçiler rüya toplasınlar. Çok net bir şekilde toplum neyi istiyor görürler. 1. Dünya savaşı öncesinde Avrupa’da görülmüş rüyaların çoğu kan ve dehşet olmuştur. İnsanlar yaklaşmakta olan dehşeti hissetmişlerdir. Bu da rastgele ispatlanmıştır. Sosyolojik manada insanların gerçek beklentileri rüyada görülebilir. Batıda rüya istihbarat alanıdır. Toplum mimarları rüyaları tespit edip insanlara istediklerini vererek onları yönlendirebilirler.''

http://www.kadinhaberleri.net/index.php?content_view=5746&ctgr_id=64

Sınavda kadınlar aleyhine süregiden cinsiyetçi söylem


Aşağıdakilerden hangisi kadına özgü bir davranış olarak kabul edilir?

Türkiye bir sınav cenneti ve her sınavda skandal sorulara rastlamak mümkün. Kimi dini konularda haddini aşıyor, kimi Atatürk'e hakaret ediyor, kimi de cinsiyetçiliğin gözünü çıkarıyor. Bu kez açıköğretim sorularını hazırlayan muhtemelen erkek eğitimciler aynı hatayı yaptılar. 

Açıköğretim Fakültesi Jandarma ve Polis Önlisans Meslek Eğitimi programında çıkan final soruları, kadınlar aleyhine süregiden cinsiyetçi söylemin, sınav sorularına kadar sızdığını bir kez daha ortaya koydu. 

İşte o sorular: 
“Aşağıdakilerden hangisi kadına özgü bir davranış olarak kabul edilir?” 
'a-) Çokbilmişlik' 
'b-) Baskıcılık', 
'c-) Konuşkanlık' 
'd-) Mantıksal düşünme' 
'e-) Kendine güvenme' 

Cevap anahtarına göre sorunun yanıtı, c-) şıkkı yani 'konuşkanlık.' 

Yani bu soruyu soran "eğitimciye" göre kadın denen cinsiyet mantıksal düşünmüyor ve kendine güvenmiyor! 

BOYNUZLU SORUSU DA VAR 
Aynı sınavın, Ceza Hukuku soruları içinde de yine cinsiyetçi söylemle hazırlanmış bir soru var: 

“Evli erkeğe boynuzlu denmesi durumunda eşine karşı ne tür bir suç işlenmiş olur? 
a-) Gıyapta hakaret 
b-) Sövme 
c-) Huzurda hakaret 
d-) Geçitli hakaret 
E-) Dolayısıyla hakaret” 

Cevap anahtarına göre yanıt E-) şıkkı, yani 'dolayısıyla hakaret'. Sınavda, dolayısıyla hakaret kavramını anlatmak için neden böyle bir örneğe ihtiyaç duyulduğu da merak edilenler arasında. 

Bu tür soruların 'kadına ve çocuğa karşı şiddet konusunda' eğitim verilen polislere sorulmuş olması da dikkat çekti.

aşığınım

Seninle olamazdık biliyordum
Bile bile yine seni seviyordum
Yollarımız bir değildi biliyordum
Şimdi neden neden canım bu özlem

Aşığınım yanında olamasam da
Aşığınım sana dokunamasam da
Geri dönüş olmasa da,
Sonsuza dek aşığınım

Seni görmek bana acı veriyordu
Görmemekse ölüm gibi geliyordu
Ne seninle ne de sensiz olmuyordu
Şimdi neden neden canım bu özlem

Aşığınım yanında olamasam da
Aşığınım sana dokunamasam da
Geri dönüş olmasa da,
Sonsuza dek aşığınım

Rus bilim adamları domuz gribi aşısı için çalışacak

Rus bilim adamları domuz gribi aşısı için çalışacak
Rus bilim adamlarının domuz gribi aşısı geliştirmek için yakında çalışmalara başlayacağı bildirildi.

 Rus bilim adamlarının domuz gribi aşısı geliştirmek için yakında çalışmalara başlayacağı bildirildi.

Rusya İvanovskiy Viroloji Enstitüsü Başkanı Dimitriy Livoy, Rus İtar-Tass ajansına yaptığı açıklamada, uzmanların aşıyı geliştirmesi için gerekli koşulların oluştuğunu belirterek, çalışmaların en kısa sürede başlayacağını kaydetti.

Rusya Tüketici Hakları İzleme Grubu Başkanı Gennadiy Onişenko da dün gece yaptığı açıklamada, Rusya'da ikinci H1N1 vakasının tespit edildiğini söyledi.
 
Onişenko, Dominik Cumhuriyeti'nden gelen ve
Rusya'nın Kaluga bölgesinde yaşayan bir kişide yapılan test sonucunda H1N1 virüsüne rastlandığını belirterek, söz konusu kişinin gözetim altına alındığını bildirdi.               

Rusya Sağlık Bakanlığı, yurt dışından gelen yabancı ziyaretçilere yönelik sıkı denetim talimatı verirken, ülkedeki bütün hava alanlarına özel termal aletler yerleştirildiği belirtildi.
                                  
Rusya Merkez Epidemiyoloji Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Valentin Pakrovskiy de yaptığı açıklamada, domuz gribi virüsü H1N1'in kuş gribi virüsü H5N1 ile birleşmesi halinde durumun çok daha tehlikeli hale geleceği uyarısında bulundu.

Annesinin başında gözyaşı döktü

Annesinin başında gözyaşı döktü
Rize'de 44 yaşındaki Fatma Yeni, yolun karşısına geçmeye çalışan 36 yaşındaki Ayten Han ile 4 yaşındaki kızı Sıla'ya çarpmaktan son anda kurtardığı otomobiliyle park halindeki başka bir otomobile çarptı. Ayten Han kazanın şokuyla kaldırım üzerine düşerek bayıldı. Kızı Sıla ise gözyaşlarına boğuldu, ambulansı görünce de “Annemi alacaklar” diye bağırdı.

SILA'NIN GÖZYAŞLARI

Kaza, Rize- Artvin karayolu üzerindeki Menderes Bulvarı Çaykur Kavşağı'nda meydana geldi. Fatma Yeni'nin kullandığı 53 AU 838 plakalı otomobil, Menderes Bulvarı'ndan Atatürk Caddesi'ne girdiği sırada önüne, caddenin karşısına geçmeye çalışan Ayten Han ile kızı Sıla çıktı. Anne ve kıza çarpmamak için direksiyonu aniden kıran Fatma Yeni'nin otomobili, park halindeki 34 FSG 58 plakalı otomobile, bu araç da yine park halindeki 53 EA 232 plakalı kamyonete çarptı.

Otomobil sürücüsü Fatma Yeni'nin yara almadan atlattığı kazanın ardından Ayten Han, olayın şokuyla kaldırım üzerinde düşerek bayıldı. Çok korkan küçük Sıla ise gözyaşlarına boğuldu, ambulansı görünce de “Annemi alacaklar” diye bağırarak ağlamayı sürdürdü. Küçük Sıla'yı polisler ve kaza yerine gelen ablası sakinleştirmeye çalıştı. Ayten Han, ambulansla Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Otomobil sürücüsü Fatma Yeni ise anne ve kızın aniden önüne çıktığını belirterek onlara çarpmamak için araçlara çarptığını söyledi. Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.