| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

tamarra

"Her gün gençliğim için bir zulüm,sebebi sensin gülüm...Gülüşüme bir kurşun sıksa da ölüm,unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm..."

Yazılar arşiv 07.2009 Other entries in 2009-07 resimler , videolar

Saç boyaları masum mu?

Saç boyaları masum mu?

Kimyasal boyalar mı yoksa doğal boyalar mı? Sağlıklı saçlar için hangisini seçmeli?

Saçı boyarken bunlara dikkat!

Kimyasal boyalar mı, yoksa doğal boyalar mı, hangisini seçmeli? Saç rengini değiştirmek, beyazlan gizlemek veya sadece bir ışıltı yaratmak için... En uygun saç boyası nasıl seçilir? Hangi metoda öncelik tanınma­lı? Saç sağlığına zarar vermeden nasıl kullanmak lazım?

Sağlıklı saçın yapısı             
     
Saçı oluşturan 5 temel element var:     
                 
• Protein yüzde 83-87  
• Nem yüzde 3                       
• Tuz                                                        
• Şeker
• Yağ Asidi

Saç canlı bir organizma olmadığı için bu elementler korunmalı. Saçın ve cildin ideal pH seviyesi pH 4,5 – 5,5 arası.                                       

3 ana kimyasal boya var                                                        

• Üç ana kimyasal boya var:  Direkt, Kalıcı ve Ton Sür Ton Boyalar.

*Direkt boyalar saçı değiştirmez. Doğrudan saç telinin dış yüzeyine sabitlenirler. Boya negatif, saç pozitif yüklü olduğundan birbirlerine mıknatıs gibi yapışarak saça sabitlenirler. Bu boyalar saçın renginin açılmasına veya beyaz saçların örtülmesine izin vermez ancak saçta yansımalar sağlar.

Kalıcı boyalar olarak bilinen oksidasyon bazlı boyalar saç teline nüfuz eder. Bunlar, saçın ve özellikle saça rengini veren melaninin yapısını değiştirir. Bu boyalar iki bileşik ile iş birliği halinde etkilerini gösterir: oksijenli su (oksidan) ve amonyak (alkalin). Amonyak, saç teline kimyasal boyanın girmesine izin verecek şekilde saçın kabuğunu açar. Kabuklar açıldıktan sonra amonyak uçar.

Ton sür ton olarak adlandırılan boyalar ise, yukarıda anlatılan direkt boyalar ve oksidasyon bazlı boyaların ortalarında bir yerde bulunur. Amonyak içermezler ama oksijenli su içerirler.

Doğal boyalar saçı kuvvetlendiriyor

Kına en bilenen doğal saç boyası. Avantajı çivit, papatya gibi diğer doğal boyaların saç sağlığına verebileceği tehlikelerin hiçbirini bulundurmaması. Hem saç boyası hem de dövme yapımında kullanılan kına; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan'da yetiştirilen bir bitkiden elde ediliyor. Bu bitkiden elde edilen renkler sarıdan kırmızıya kadar değişirken esmer veya turuncu tonlarında. Bunlardan da maun ve kumral yansımalar elde ediliyor.Birçok doğal boya kına kullanılarak yapılıyor. Ancak, bu bitki fazla bir renk seçeneği sunmadığından bazı üreticiler kına ile çivit gibi farklı karışımlar yoluna gidiyor.

Organik saç boyaları "organik" değil!

• Doğal olduğu iddia edilen ürünlerde BDIH (kontrol edilmiş doğal kozmetik) sertifikası aranmalı. Sentetik koku, renk ve konserve edici madde parafin ve diğer petrol kökenli maddeler içermemeli.

• Ambalajında "organik" yazan her boyanın organik olmadığı, özellikle kimyasal saç boyası kullanmaları kadın-doğum uzmanlarınca önerilmeyen hamile kadınlar bu konuda dikkat etmeli.

Saç boyaları kanserojen mi?

• Yiyip içtiklerimizin "içindekiler" listesine bakıyoruz ama vücudumuza sürdüğümüz bakım ürünlerinin, boyaların, krem ve parfümlerin içinde ne olduğuna bakmak pek aklımıza gelmiyor. Oysa, derimiz de üzerinde bulunan maddeleri kan dolaşımına aktarma kabiliyetine sahip.

• Saç boyası üretiminde kullanılan kimyasallardan 22 tanesi Avrupa ülkelerinde yasaklandı. Amerikalı bir çevre örgütünün incelemesinde birçok saç boyasının "çok zararlı" olduğu görüldü.

• Kafaya pek takmadığımız bu "içinde ne var" sorusu, Amerikalı çevre örgütü EWG'nin kafasına çok takılmış. Binlerce kozmetik ürününü inceleyip içinde hangi maddeler olduğuna bakmışlar.

• Aslında bu gizlenen bir şey değil, küçücük harflerle de olsa çoğu ürünün üstünde yazıyor. Yaptıkları şey daha ilginç; içindekiler listesinde bulunan kimyasalların sicilini de dökmüşler.

Boyanın içinde bu maddeler varsa dikkat!

Bu 22 kimyasal maddeyi içeriyorsa saçınıza sürdüğünüz boya size zarar veriyor. İşte o liste:

• 6-Methoxy-2,3-Pyridinediamine
• 2,3-Naphthalenediol
• 2,4-Diaminodiphenylamine
• 2,6-Bis(2-Hydroxyethoxy)-3,5-Pyridinediamine
• 2-Methoxymethyl-p-Aminophenol
• 4,5-Diamino-1-Methylpyrazole
• 4,5-Diamino-1-((4-Chlorophenyl)Methyl)-1H-Pyrazole Sulfate
• 4-Chloro-2-Aminophenol
• 4-Hydroxyindole
• 4-Methoxytoluene-2,5-Diamine
• 5-Amino-4-Fluoro-2-Methylphenol Sulfate
• N,N-Diethyl-m-Aminophenol
• N,N-Dimethyl-2,6-Pyridinediamine
• N-Cyclopentyl-m-Aminophenol
• N-(2-Methoxyethyl)-p-phenylenediamine
• 2,4-Diamino-5-methylphenetol
• 1,7-Naphthalenediol
• 3,4-Diaminobenzoic acid
• 2-Aminomethyl-p-aminophenol
• Solvent Red 1 (CI 12150)
• Acid Orange 24 (CI 20170)
• Acid Red 73 (CI 27290)

Aşırı terlemeye son!

Aşırı terlemeye son!

Kişinin, spor yapmadığı ve ortam sıcaklığının normal olduğu durumlarda terlemesinin anormal bir durum olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, şu bilgileri verdi…

Özel Göztepe Şafak Hastanesi`nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, aşırı terleme sorunlarının çözümünde kullanılan klipsli yöntem hakkında bilgi verdi:
                                               
“Aşırı terleme hastalığı olabilir”                                                            
 
“Egzersiz veya fiziksel aktivite, sıcak hava ve nem, sentetik giysiler, alkol almak, sigara içmek, kahve, çay ve sıcak içecekler, baharatlı ve sıcak yiyecekler, stres ve heyecan terlemeye yol açan olağan durumlardır. Ancak kişi spor yapmadığı, ortam sıcaklığının normal olduğu, acı bir şey yemediği, sıcak bir şey içmediği halde terliyorsa, diğer kişiler terlemediği halde oluyorsa bu “anormal” bir durumdur. Bu şekildeki terleme günlük hayatı etkileyecek derecede ise “hiperhidroz” denilen aşırı terleme hastalığından bahsedebiliriz…
               
“Aşırı terleme iki şekilde ortaya çıkabilir”                                                                              
 
Birincisi vücudun yaygın olarak fazla terlemesidir. Bu durum genellikle hastalıklar ve bazı durumlara bağlı olarak ortaya çıkar. İkinci şekli ise bölgesel aşırı terlemedir. Aşırı terlemenin bu şekli el terlemesi, koltuk altı terlemesi, ayak terlemesi, yüz terlemesi veya bunların karışımları şeklinde ortaya çıkar.
 
“Bölgesel terleme hastalığa bağlı değildir”                                                                                   
                                                                           
El, ayak, koltuk altı ve yüzde görülen bölgesel terleme hiçbir hastalık veya nedene bağlı değildir. Beyindeki ısı düzenleme merkezinin ve sempatik sinirlerin bazı kişilerde aşırı çalışmasına bağlıdır. Bu 100 kişiden 2 kişide görülen bir sorundur. Genellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde başlar. Hayat boyu devam eder ve her mevsimde olur. Uykuda görülmez ve stres, heyecan gibi duygusal uyarılar bu durumu tetikler.
 
“Aşırı terleme, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller”                                                        

 
Bölgesel terlemenin biyolojik olarak hiçbir zararı yoktur. Ancak günlük faaliyetleri çok ileri derecede olumsuz etkileyebilir. Özellikle ellerden damlayan, ceketlerde ve ayakkabılardan taşan bir terleme varsa; yaşamın tüm alanlarında kişiyi zor durumda bırakabilir. Aşırı terleme kişisel görüntüyü bozmanın yanında, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller, ciddi sosyal sıkıntılara neden olur, günlük işleri, meslek ve kariyer gelişimini, yaşam kalitesini ve ruhsal sağlığı bozar.

Tedavi yöntemleri var mı?
 
Koltuk altı, el ve ayak terlemesi tedavisinde kullanılabilecek birçok yöntem olsa da, cerrahi müdahale dışındakilerin etkileri geçicidir. Cerrahi, özellikle yüksek başarı oranı ve kalıcı etkisiyle en yüz güldürücü sonuçlar sunan seçeneklerdendir. Cerrahi tedavide yapılan, terlemeyi kontrol eden sempatik sinirlerin sadece problemli kısmının iptal edilmesidir…
 
Yöntem nasıl uygulanıyor?
 
Klipsli ETS ameliyatı, koltukaltından 1 santimetrelik iki küçük delikten girilerek endoskopik yöntemle yapılıyor. Aşırı terleyen bölgeyi ilgilendiren sempatik sinir bulunup, 5-6 milimetrelik titanyum klipsle sıkıştırılıyor. Böylece terlemenin önüne geçiliyor. Operasyon her iki koltukaltı için toplam 30 dakika sürüyor. Ameliyat sonrası hastanede 8-10 saat kalmak yetiyor. 2 gün sonra da işe başlanabiliyor. Klipsli ETS yöntemi ile yapılan operasyonlarda, aşırı el terlemesi, koltukaltı, ayak ve yüz terlemesi sorunlarında yüz güldüren sonuçlar alıyoruz.”

Cep telefonuyla fazla konuşunca

Cep telefonuyla fazla konuşunca

Cep telefonuyla fazla konuşmanın insanda ne gibi sorunlar yarattığı belli oldu.

Cep telefonuyla fazla konuşmanın dirsek ya da ön kolda sinir sıkışmasına neden olabileceği bildirildi.

Amerikalı doktorların "Cleveland Clinic Journal of Medicine" dergisinde yayımlanan makalesinde, cep telefonunun fazla kullanımının parmaklarda karıncalanmaların yanı sıra elde kas kaybına, dirsekte doku bozulmalarına yol açabileceği belirtildi.

Makaleye imza atanlardan Dr. Peter Evans, cep telefonuyla uzun konuşulduğunda sorunun parmaklarda karıncalanma, 4 ve 5. parmaklarda ve elin dış kısmında, bileğe doğru uyuşmalarla başladığını vurguladı.

Evans, tedbir alınmazsa sonunda kullanıcının elinin kas gücünü kaybedip örneğin şişe kapağını açmakta bile zorlanabileceği uyarısında bulundu.

Makalede, tıpta "kübital kanal sendromu" adı verilen bu hastalığa yakalanma riskini, kolun 90 dereceden fazla uzun süreli bükülü tutulmasının artırabileceği, kolun bu durumda tutulmasının koldaki sinirin gerilmesine ve dirsekten geçen kanalda baskıya yol açabileceğine dikkat çekildi.

"KONUŞMA SIRASINDA EL DEĞİŞTİRİN"

Dr. Evans, "kübital kanal sendromunun" şeker hastalığı ya da tekrarlanan travmalar gibi çok çeşitli nedenlerden ortaya çıkabileceğini ancak cep telefonu kullanımına bağlı olarak hastalığın görülme sıklığının arttığını ifade etti.

Hastalık riskini azaltmak için cep telefonuyla konuşulduğu sırada elin değiştirilmesini ya da "eller serbest" şeklinde konuşulmasını öneren Evans, bu basit önlemlerin genellikle yeterli olduğunu vurguladı.

Evans, riskin azaltılmasında kısa mesaj gönderme yönteminin de akıllıca olmadığını, fazla kısa mesaj göndermenin baş parmakta ağrılara ve sinir sıkışmalarına yol açabileceğini belirtti.

Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Figaro" gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.

Sivilcesiz güzelliğin sırları

Sivilcesiz güzelliğin sırları

Yüzünüzde beliren bu küçük noktacıklar sinir bozucu değil mi? Ergenlik çağı da geçti, peki neden hala oradalar? Bu konuda yanlış bildikleriniz...

Metabolizma bozukluğu etken
Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlardır sivilceler.

Kalıcı izler bırakabilir
En sık yüzde, alında, sırtta, göğüste ve omuzlarda oluşur. Estetik görünümün geçici olarak bozulmasına neden olabilecekleri gibi, şiddetli olan lezyonlar nedbeleşerek iyileştiklerinde kalıcı izler de bırakabilirler.

Sivilceler hakkında yanlışlar ve doğrular

"Bazı besinler bende sivilce yapıyor": Yanlış

 Besinler ve akne üzerine yıllarca süren çalışmalar sonunda herhangi bir besinin akneye sebep olduğu görülmedi. Ne çikolata akne yapar, ne yağlı yemekler ne de süt. Eğer öyle olmuş olsaydı o besinlerden yemeyerek insanlar sivilcelerinden kolayca kurtulurlardı. Oysa gerçek öyle değil.

 Beslenme şeklinizi değiştirerek sivilcelerden kurtulamazsınız, kurtulan da görülmedi. Sivilcelerden ancak sivilce tedavisiyle kurtulabilirsiniz.

Stres sivilce yapar": Yanlış

 Stres sivilcelere yol açmaz. O yüzden stresten kurtularak sivilcelerin geçmesini beklemek boşuna. Dahası stresli insanların kullandığı bir takım ilaçlar yan etki olarak sivilce yapar.

 Stres, cilt yüzeyine daha fazla sebum salgılanmasına neden olarak belki dolaylı olarak mevcut sivilceleri arttırabilir ancak hiç yoktan sivilce varetmez. Stressiz olduğu bilinen kimselerde de sivilce çıkabilir. Sivilcenin tedavisi başka türlü, stresin tedavisi başka türlüdür.

Güneşışığı sivilcelere iyi gelir": Hayır

 Sadece yüzünüz biraz daha bronzlaşacağı için sivilceler daha az dikkat çeker. Güneş ışığı birkaç sivilceyi kurutsa bile yenilerinin gelmesini engelleyemez, epidermise(cilt üstü tabakası) zarar verebilir ve ilerleyen safhalarda sivilceler artabilir.

 Güneş ışığına maruz kalmak ciltte erken yaşlanma ve yanıklara neden olabilir. Güneşe çıkmadan önce koruyuculuk katsayısı en az 15 olan koruyucu losyonlar kullanmanızı tavsiye ederiz. Sivilceleriniz içinse sivilce tedavisi görmekte fayda var.

Sivilcelerimi zaman zaman patlatıyorum": Sakın!

 Sivilcelerinizi patlatmakla mikroplara davetiye çıkarırsınız ve eğer enfeksiyon kaparsanız yüzünüzde ömür boyu geçmeyecek kalıcı yaralar meydana gelebilir.

 Siyah noktaları(komedonları) da sıkmamak gerekir.

Sivilceler yaş ilerledikçe geçer": Tam böyle değil!

 Sivilceler ileri yaş grubunda daha az görülür. Ancak sivilcelerden büyüyerek kurtulunmaz. Bazı kimselerde sivilcelerin neden olduğu kalıcı yaralar vardır. Tedavi edilebilecek bir hastalığı tedavisiz bırakmamak ve kalıcı yara riskinden mümkün olduğu kadar erken kurtulmak gerekir.

 20-44 yaş arası insanların yüzde yetmiş beşinde akne görülmezken geriye kalan yüzde 25'inde akne mevcuttur. Bazı hanımların adet dönemleri boyunca değişen hormon dengeleri sivilcelere neden olabilir. Doğum kontrol hapları sivilce yapabilir. Hamilelikte de sivilce görülebilir.

Vücudunuzun sesine kulak verin!

Vücudunuzun sesine kulak verin!

Bu uyarılara dikkat ederek hastalıkları oluşma aşamasındayken engellemek elinizde. Sağlıklı yaşam için vücudunuzun neler söylediğine bir göz atın..

ARA SIRA DÜZ YAKKABILAR GİYİN                 

Amerika'da Virginia Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre stilettolar, düz ayakkabılara oranla diz ve kalçalara yüzde 25 daha fazla basınç uyguluyor. Bu yüzden, babetlerle barışma vakti geldi. Ayrıca eklemlerinizdeki basıncı azaltmak ve omurganızı sağlamlaştırmak için bel bölgesi kaslarınızı çalıştıran egzersizler yapmalısınız.               

                                                        

BACAK BOYU ÖNEMLİ             

Eğer bacak boyunuz kısaysa sigara ve alkol kullanmadan önce iki kez düşünün. İngiltere'de Bristol Üniversitesi'nde yapılan farklı iki araştırmaya göre 75.8 cm'den kısa bacak boyuna sahip kadınların kalp ve karaciğer hastalıklarına yakalanma riski diğerlerine göre daha fazla.

              

NEFESİNİZİ KONTROL EDİN                                                                        

Ağız kokusu problemi yaşıyorsanız dişçiye gitme zamanı geldi demektir. Çünkü diş çevresinde oluşan plak tabakası, ağız kokusuna sebep olabilir. Bu da ileride diş etleriyle ilgili ciddi sorunların habercisidir. Günde iki kez dişlerinizi fırçalamayı, haftada üç kez diş ipi kullanmayı ihmal etmeyin.

                

LEKE VE BENLERİ TAKİP EDİN           

Bacaklarınızda birdenbire ortaya çıkan lekeleri, renk veya şekil değiştiren benleri dermatoloğunuza en kısa zamanda göstermelisiniz. Bu sayede sinsice yaklaşan birçok tehlikenin de önüne geçmiş olacaksınız.

                     

KULAKLARINIZI DİNLENDİRİN                                                            

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre her beş gençten biri yüksek sesle müzik dinlediği için işitme problemi yaşıyor. Uzmanlar sesin kısılmasını ve kulaklıkla dinleniyorsa 20 dakikada bir mola verilmesini söylüyor.

                                  

EKLEMLERİNİZİ ŞIMARTIN

Kronik eklem ağrıları; bilek, boyun, parmak ve kollarda ortaya çıkar. Bu ağrıları pek önemsemeyiz ama bunlar ciddi kemik ve kas rahatsızlıklarının habercileri olabilir. Zamanla kronikleşen bu ağrılarla baş etmek zordur. Gün boyu bilgisayar karşısında çalışıyorsanız dik oturmayı ve kısa aralıklarla esneme egzersizleri yapmayı unutmayın.

       

IŞILDAYAN GÖZLERE SAHİP OLUN

Göz doktorları keskin görüş ve genel göz sağlığı için A vitaminini öneriyor. Peki A vitaminini nelerden alabiliriz? Ispanak, patates, balkabağı, mango ve tabii havuçtan.

 

TIRNAKLAR VİTAMİNİN SÖZCÜSÜ

El ve ayak tırnaklarında beliren beyaz lekeler genelde çinko eksikliğinin belirtisi. Kaşık şeklindeki tırnaklar ise daha fazla demir almanız gerektiğini söyler. Kolay kırılan tırnaklar için en iyi çözüm omega- 3 yağ asidi takviyesidir.

 

GÖĞSÜNÜZ KURUMASIN

Sigaranın zararlarına bir yenisi eklendi. Uzmanlara göre sigara, cildin nem kazanmasını ve parlamasını sağlayan kolajeni parçalıyor. Ayrıca göğüs bölgenizin de kurumasına neden oluyor. Bu kuruluk zamanla kırışıklıklara da sebep olabilir.