Annelerimiz Kadar Cesur Olamadık!
Çocuklarımıza olan sevgimiz ve düşkünlüğümüz istemeden hatalar yapmamıza, onlara zarar vermemize sebep olabiliyor bazen.
Onları korumaya çalışırken potansiyel yeteneklerini öldürüyoruz farkında olmadan.İlkokula giden çocuğumuza kendi elimizle yemek yedirmeye kalkışıyoruz.Zamanında yemek yeme becerisini kazanamamış bir çocuktan yemeğini kendisinin yemesini nasıl bekleyebiliriz ki zaten?Çocuğumuzun eline çatal bıçak vermiyoruz korkumuzdan. Kocaman çocuk oluyorlar çatal kaşık tutmayı bilmiyorlar.
Çocuklarımız ergenlik çağına girip boylanıp poslanıp göze dolgun görünmeye başlayınca da yetişkin muamelesi yapmaya başlıyoruz ve neden bu çocuk hiçbir şey beceremiyor diye hayıflanıyoruz. Hem kendi moralimizi bozuyoruz hem de çocuğa beceriksiz mesajı verip onun kendine olan güvenini sarsıyoruz. Oysa ergenlik döneminde vücudun hızlı büyümesiyle birlikte bir süre kaslar eşgüdümlü çalışmadığı için çocukta sakarlıklar doğal oluyor. Bu dönemde bir de biz yüklenince çocuk da kendisini gerçekten sakar, hiçbir şeyi beceremeyen biri olarak görmeye başlıyor ve bunu içselleştiriyor.Böylece ergenlik dönemine mahsus geçici bir davranış biçimi çocuğa yerleşiyor. Atalarımız boşuna mı demiş bir insana kırk gün deli dersen deli olur diye.
Bir gün arkadaşımda oturuyorduk, liseye giden kızı karpuz kesmek istedi.Annesi hemen bıçağı elinden aldı ‘şimdi elini falan kesersin seninle uğraşamam ’dedi ve kendi kesti. Buna benzer hataları bazen farkında olmadan bazen de farkında olarak hepimiz yapıyoruz.
Çocuklar iş yapmaya hevesli oldukları zamanlarda onları ayakbağı olarak görüp uzaklaştırıyor, engelliyoruz. Üstüne de ahkam kesip ‘şimdi yapayım derler ama asıl yapmaları gereken zamanda da (büyüyünce) yapmazlar’ diyoruz. E bu durumda yapmazlar tabi; çocuk girişimcilik çağındayken, öğrenmeye açık ve açken biz onun hevesini kırar, işten uzaklaştırırsak sonunda olacağı budur…
Bizim zamanımızda elişleri vardı. Tatillerde danteller örerdik, etaminden seccadeler, kırlentler işlerdik. Arkadaşlarımızla bir araya gelir elişi oturmaları yapardık. Motifi kim daha önce bitirecek iddialarında bulunurduk. Sıkılınca da çıkardık sokağa ip atlardık; yakantop, körebe gibi oyunlar oynardık.Şimdi kaçımızın çocuğu kopan düğmesini dikebiliyor, canı sıkıldığında kendisini oyalayacak iş bulabiliyor?
Günümüzde çocuklar sadece okula gidiyor ve ödev yapıyorlar. Onlara sorumluluk olarak sadece bunu yüklüyoruz.Yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayacak hiçbir şey öğretmiyoruz.Hayatı, bir akademik başarı olarak görmenin ötesine geçemiyoruz…
http://www.kadinhaberleri.net/index.php?content_view=10537&ctgr_id=103




