| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

tamarra

"Her gün gençliğim için bir zulüm,sebebi sensin gülüm...Gülüşüme bir kurşun sıksa da ölüm,unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm..."

Saç boyaları masum mu?

Saç boyaları masum mu?

Kimyasal boyalar mı yoksa doğal boyalar mı? Sağlıklı saçlar için hangisini seçmeli?

Saçı boyarken bunlara dikkat!

Kimyasal boyalar mı, yoksa doğal boyalar mı, hangisini seçmeli? Saç rengini değiştirmek, beyazlan gizlemek veya sadece bir ışıltı yaratmak için... En uygun saç boyası nasıl seçilir? Hangi metoda öncelik tanınma­lı? Saç sağlığına zarar vermeden nasıl kullanmak lazım?

Sağlıklı saçın yapısı             
     
Saçı oluşturan 5 temel element var:     
                 
• Protein yüzde 83-87  
• Nem yüzde 3                       
• Tuz                                                        
• Şeker
• Yağ Asidi

Saç canlı bir organizma olmadığı için bu elementler korunmalı. Saçın ve cildin ideal pH seviyesi pH 4,5 – 5,5 arası.                                       

3 ana kimyasal boya var                                                        

• Üç ana kimyasal boya var:  Direkt, Kalıcı ve Ton Sür Ton Boyalar.

*Direkt boyalar saçı değiştirmez. Doğrudan saç telinin dış yüzeyine sabitlenirler. Boya negatif, saç pozitif yüklü olduğundan birbirlerine mıknatıs gibi yapışarak saça sabitlenirler. Bu boyalar saçın renginin açılmasına veya beyaz saçların örtülmesine izin vermez ancak saçta yansımalar sağlar.

Kalıcı boyalar olarak bilinen oksidasyon bazlı boyalar saç teline nüfuz eder. Bunlar, saçın ve özellikle saça rengini veren melaninin yapısını değiştirir. Bu boyalar iki bileşik ile iş birliği halinde etkilerini gösterir: oksijenli su (oksidan) ve amonyak (alkalin). Amonyak, saç teline kimyasal boyanın girmesine izin verecek şekilde saçın kabuğunu açar. Kabuklar açıldıktan sonra amonyak uçar.

Ton sür ton olarak adlandırılan boyalar ise, yukarıda anlatılan direkt boyalar ve oksidasyon bazlı boyaların ortalarında bir yerde bulunur. Amonyak içermezler ama oksijenli su içerirler.

Doğal boyalar saçı kuvvetlendiriyor

Kına en bilenen doğal saç boyası. Avantajı çivit, papatya gibi diğer doğal boyaların saç sağlığına verebileceği tehlikelerin hiçbirini bulundurmaması. Hem saç boyası hem de dövme yapımında kullanılan kına; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan'da yetiştirilen bir bitkiden elde ediliyor. Bu bitkiden elde edilen renkler sarıdan kırmızıya kadar değişirken esmer veya turuncu tonlarında. Bunlardan da maun ve kumral yansımalar elde ediliyor.Birçok doğal boya kına kullanılarak yapılıyor. Ancak, bu bitki fazla bir renk seçeneği sunmadığından bazı üreticiler kına ile çivit gibi farklı karışımlar yoluna gidiyor.

Organik saç boyaları "organik" değil!

• Doğal olduğu iddia edilen ürünlerde BDIH (kontrol edilmiş doğal kozmetik) sertifikası aranmalı. Sentetik koku, renk ve konserve edici madde parafin ve diğer petrol kökenli maddeler içermemeli.

• Ambalajında "organik" yazan her boyanın organik olmadığı, özellikle kimyasal saç boyası kullanmaları kadın-doğum uzmanlarınca önerilmeyen hamile kadınlar bu konuda dikkat etmeli.

Saç boyaları kanserojen mi?

• Yiyip içtiklerimizin "içindekiler" listesine bakıyoruz ama vücudumuza sürdüğümüz bakım ürünlerinin, boyaların, krem ve parfümlerin içinde ne olduğuna bakmak pek aklımıza gelmiyor. Oysa, derimiz de üzerinde bulunan maddeleri kan dolaşımına aktarma kabiliyetine sahip.

• Saç boyası üretiminde kullanılan kimyasallardan 22 tanesi Avrupa ülkelerinde yasaklandı. Amerikalı bir çevre örgütünün incelemesinde birçok saç boyasının "çok zararlı" olduğu görüldü.

• Kafaya pek takmadığımız bu "içinde ne var" sorusu, Amerikalı çevre örgütü EWG'nin kafasına çok takılmış. Binlerce kozmetik ürününü inceleyip içinde hangi maddeler olduğuna bakmışlar.

• Aslında bu gizlenen bir şey değil, küçücük harflerle de olsa çoğu ürünün üstünde yazıyor. Yaptıkları şey daha ilginç; içindekiler listesinde bulunan kimyasalların sicilini de dökmüşler.

Boyanın içinde bu maddeler varsa dikkat!

Bu 22 kimyasal maddeyi içeriyorsa saçınıza sürdüğünüz boya size zarar veriyor. İşte o liste:

• 6-Methoxy-2,3-Pyridinediamine
• 2,3-Naphthalenediol
• 2,4-Diaminodiphenylamine
• 2,6-Bis(2-Hydroxyethoxy)-3,5-Pyridinediamine
• 2-Methoxymethyl-p-Aminophenol
• 4,5-Diamino-1-Methylpyrazole
• 4,5-Diamino-1-((4-Chlorophenyl)Methyl)-1H-Pyrazole Sulfate
• 4-Chloro-2-Aminophenol
• 4-Hydroxyindole
• 4-Methoxytoluene-2,5-Diamine
• 5-Amino-4-Fluoro-2-Methylphenol Sulfate
• N,N-Diethyl-m-Aminophenol
• N,N-Dimethyl-2,6-Pyridinediamine
• N-Cyclopentyl-m-Aminophenol
• N-(2-Methoxyethyl)-p-phenylenediamine
• 2,4-Diamino-5-methylphenetol
• 1,7-Naphthalenediol
• 3,4-Diaminobenzoic acid
• 2-Aminomethyl-p-aminophenol
• Solvent Red 1 (CI 12150)
• Acid Orange 24 (CI 20170)
• Acid Red 73 (CI 27290)

Aşırı terlemeye son!

Aşırı terlemeye son!

Kişinin, spor yapmadığı ve ortam sıcaklığının normal olduğu durumlarda terlemesinin anormal bir durum olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, şu bilgileri verdi…

Özel Göztepe Şafak Hastanesi`nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Bayram Ali Özuslu, aşırı terleme sorunlarının çözümünde kullanılan klipsli yöntem hakkında bilgi verdi:
                                               
“Aşırı terleme hastalığı olabilir”                                                            
 
“Egzersiz veya fiziksel aktivite, sıcak hava ve nem, sentetik giysiler, alkol almak, sigara içmek, kahve, çay ve sıcak içecekler, baharatlı ve sıcak yiyecekler, stres ve heyecan terlemeye yol açan olağan durumlardır. Ancak kişi spor yapmadığı, ortam sıcaklığının normal olduğu, acı bir şey yemediği, sıcak bir şey içmediği halde terliyorsa, diğer kişiler terlemediği halde oluyorsa bu “anormal” bir durumdur. Bu şekildeki terleme günlük hayatı etkileyecek derecede ise “hiperhidroz” denilen aşırı terleme hastalığından bahsedebiliriz…
               
“Aşırı terleme iki şekilde ortaya çıkabilir”                                                                              
 
Birincisi vücudun yaygın olarak fazla terlemesidir. Bu durum genellikle hastalıklar ve bazı durumlara bağlı olarak ortaya çıkar. İkinci şekli ise bölgesel aşırı terlemedir. Aşırı terlemenin bu şekli el terlemesi, koltuk altı terlemesi, ayak terlemesi, yüz terlemesi veya bunların karışımları şeklinde ortaya çıkar.
 
“Bölgesel terleme hastalığa bağlı değildir”                                                                                   
                                                                           
El, ayak, koltuk altı ve yüzde görülen bölgesel terleme hiçbir hastalık veya nedene bağlı değildir. Beyindeki ısı düzenleme merkezinin ve sempatik sinirlerin bazı kişilerde aşırı çalışmasına bağlıdır. Bu 100 kişiden 2 kişide görülen bir sorundur. Genellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde başlar. Hayat boyu devam eder ve her mevsimde olur. Uykuda görülmez ve stres, heyecan gibi duygusal uyarılar bu durumu tetikler.
 
“Aşırı terleme, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller”                                                        

 
Bölgesel terlemenin biyolojik olarak hiçbir zararı yoktur. Ancak günlük faaliyetleri çok ileri derecede olumsuz etkileyebilir. Özellikle ellerden damlayan, ceketlerde ve ayakkabılardan taşan bir terleme varsa; yaşamın tüm alanlarında kişiyi zor durumda bırakabilir. Aşırı terleme kişisel görüntüyü bozmanın yanında, başkalarıyla ilişki kurmayı engeller, ciddi sosyal sıkıntılara neden olur, günlük işleri, meslek ve kariyer gelişimini, yaşam kalitesini ve ruhsal sağlığı bozar.

Tedavi yöntemleri var mı?
 
Koltuk altı, el ve ayak terlemesi tedavisinde kullanılabilecek birçok yöntem olsa da, cerrahi müdahale dışındakilerin etkileri geçicidir. Cerrahi, özellikle yüksek başarı oranı ve kalıcı etkisiyle en yüz güldürücü sonuçlar sunan seçeneklerdendir. Cerrahi tedavide yapılan, terlemeyi kontrol eden sempatik sinirlerin sadece problemli kısmının iptal edilmesidir…
 
Yöntem nasıl uygulanıyor?
 
Klipsli ETS ameliyatı, koltukaltından 1 santimetrelik iki küçük delikten girilerek endoskopik yöntemle yapılıyor. Aşırı terleyen bölgeyi ilgilendiren sempatik sinir bulunup, 5-6 milimetrelik titanyum klipsle sıkıştırılıyor. Böylece terlemenin önüne geçiliyor. Operasyon her iki koltukaltı için toplam 30 dakika sürüyor. Ameliyat sonrası hastanede 8-10 saat kalmak yetiyor. 2 gün sonra da işe başlanabiliyor. Klipsli ETS yöntemi ile yapılan operasyonlarda, aşırı el terlemesi, koltukaltı, ayak ve yüz terlemesi sorunlarında yüz güldüren sonuçlar alıyoruz.”

Cep telefonuyla fazla konuşunca

Cep telefonuyla fazla konuşunca

Cep telefonuyla fazla konuşmanın insanda ne gibi sorunlar yarattığı belli oldu.

Cep telefonuyla fazla konuşmanın dirsek ya da ön kolda sinir sıkışmasına neden olabileceği bildirildi.

Amerikalı doktorların "Cleveland Clinic Journal of Medicine" dergisinde yayımlanan makalesinde, cep telefonunun fazla kullanımının parmaklarda karıncalanmaların yanı sıra elde kas kaybına, dirsekte doku bozulmalarına yol açabileceği belirtildi.

Makaleye imza atanlardan Dr. Peter Evans, cep telefonuyla uzun konuşulduğunda sorunun parmaklarda karıncalanma, 4 ve 5. parmaklarda ve elin dış kısmında, bileğe doğru uyuşmalarla başladığını vurguladı.

Evans, tedbir alınmazsa sonunda kullanıcının elinin kas gücünü kaybedip örneğin şişe kapağını açmakta bile zorlanabileceği uyarısında bulundu.

Makalede, tıpta "kübital kanal sendromu" adı verilen bu hastalığa yakalanma riskini, kolun 90 dereceden fazla uzun süreli bükülü tutulmasının artırabileceği, kolun bu durumda tutulmasının koldaki sinirin gerilmesine ve dirsekten geçen kanalda baskıya yol açabileceğine dikkat çekildi.

"KONUŞMA SIRASINDA EL DEĞİŞTİRİN"

Dr. Evans, "kübital kanal sendromunun" şeker hastalığı ya da tekrarlanan travmalar gibi çok çeşitli nedenlerden ortaya çıkabileceğini ancak cep telefonu kullanımına bağlı olarak hastalığın görülme sıklığının arttığını ifade etti.

Hastalık riskini azaltmak için cep telefonuyla konuşulduğu sırada elin değiştirilmesini ya da "eller serbest" şeklinde konuşulmasını öneren Evans, bu basit önlemlerin genellikle yeterli olduğunu vurguladı.

Evans, riskin azaltılmasında kısa mesaj gönderme yönteminin de akıllıca olmadığını, fazla kısa mesaj göndermenin baş parmakta ağrılara ve sinir sıkışmalarına yol açabileceğini belirtti.

Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Figaro" gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.

Sivilcesiz güzelliğin sırları

Sivilcesiz güzelliğin sırları

Yüzünüzde beliren bu küçük noktacıklar sinir bozucu değil mi? Ergenlik çağı da geçti, peki neden hala oradalar? Bu konuda yanlış bildikleriniz...

Metabolizma bozukluğu etken
Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlardır sivilceler.

Kalıcı izler bırakabilir
En sık yüzde, alında, sırtta, göğüste ve omuzlarda oluşur. Estetik görünümün geçici olarak bozulmasına neden olabilecekleri gibi, şiddetli olan lezyonlar nedbeleşerek iyileştiklerinde kalıcı izler de bırakabilirler.

Sivilceler hakkında yanlışlar ve doğrular

"Bazı besinler bende sivilce yapıyor": Yanlış

 Besinler ve akne üzerine yıllarca süren çalışmalar sonunda herhangi bir besinin akneye sebep olduğu görülmedi. Ne çikolata akne yapar, ne yağlı yemekler ne de süt. Eğer öyle olmuş olsaydı o besinlerden yemeyerek insanlar sivilcelerinden kolayca kurtulurlardı. Oysa gerçek öyle değil.

 Beslenme şeklinizi değiştirerek sivilcelerden kurtulamazsınız, kurtulan da görülmedi. Sivilcelerden ancak sivilce tedavisiyle kurtulabilirsiniz.

Stres sivilce yapar": Yanlış

 Stres sivilcelere yol açmaz. O yüzden stresten kurtularak sivilcelerin geçmesini beklemek boşuna. Dahası stresli insanların kullandığı bir takım ilaçlar yan etki olarak sivilce yapar.

 Stres, cilt yüzeyine daha fazla sebum salgılanmasına neden olarak belki dolaylı olarak mevcut sivilceleri arttırabilir ancak hiç yoktan sivilce varetmez. Stressiz olduğu bilinen kimselerde de sivilce çıkabilir. Sivilcenin tedavisi başka türlü, stresin tedavisi başka türlüdür.

Güneşışığı sivilcelere iyi gelir": Hayır

 Sadece yüzünüz biraz daha bronzlaşacağı için sivilceler daha az dikkat çeker. Güneş ışığı birkaç sivilceyi kurutsa bile yenilerinin gelmesini engelleyemez, epidermise(cilt üstü tabakası) zarar verebilir ve ilerleyen safhalarda sivilceler artabilir.

 Güneş ışığına maruz kalmak ciltte erken yaşlanma ve yanıklara neden olabilir. Güneşe çıkmadan önce koruyuculuk katsayısı en az 15 olan koruyucu losyonlar kullanmanızı tavsiye ederiz. Sivilceleriniz içinse sivilce tedavisi görmekte fayda var.

Sivilcelerimi zaman zaman patlatıyorum": Sakın!

 Sivilcelerinizi patlatmakla mikroplara davetiye çıkarırsınız ve eğer enfeksiyon kaparsanız yüzünüzde ömür boyu geçmeyecek kalıcı yaralar meydana gelebilir.

 Siyah noktaları(komedonları) da sıkmamak gerekir.

Sivilceler yaş ilerledikçe geçer": Tam böyle değil!

 Sivilceler ileri yaş grubunda daha az görülür. Ancak sivilcelerden büyüyerek kurtulunmaz. Bazı kimselerde sivilcelerin neden olduğu kalıcı yaralar vardır. Tedavi edilebilecek bir hastalığı tedavisiz bırakmamak ve kalıcı yara riskinden mümkün olduğu kadar erken kurtulmak gerekir.

 20-44 yaş arası insanların yüzde yetmiş beşinde akne görülmezken geriye kalan yüzde 25'inde akne mevcuttur. Bazı hanımların adet dönemleri boyunca değişen hormon dengeleri sivilcelere neden olabilir. Doğum kontrol hapları sivilce yapabilir. Hamilelikte de sivilce görülebilir.

Vücudunuzun sesine kulak verin!

Vücudunuzun sesine kulak verin!

Bu uyarılara dikkat ederek hastalıkları oluşma aşamasındayken engellemek elinizde. Sağlıklı yaşam için vücudunuzun neler söylediğine bir göz atın..

ARA SIRA DÜZ YAKKABILAR GİYİN                 

Amerika'da Virginia Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre stilettolar, düz ayakkabılara oranla diz ve kalçalara yüzde 25 daha fazla basınç uyguluyor. Bu yüzden, babetlerle barışma vakti geldi. Ayrıca eklemlerinizdeki basıncı azaltmak ve omurganızı sağlamlaştırmak için bel bölgesi kaslarınızı çalıştıran egzersizler yapmalısınız.               

                                                        

BACAK BOYU ÖNEMLİ             

Eğer bacak boyunuz kısaysa sigara ve alkol kullanmadan önce iki kez düşünün. İngiltere'de Bristol Üniversitesi'nde yapılan farklı iki araştırmaya göre 75.8 cm'den kısa bacak boyuna sahip kadınların kalp ve karaciğer hastalıklarına yakalanma riski diğerlerine göre daha fazla.

              

NEFESİNİZİ KONTROL EDİN                                                                        

Ağız kokusu problemi yaşıyorsanız dişçiye gitme zamanı geldi demektir. Çünkü diş çevresinde oluşan plak tabakası, ağız kokusuna sebep olabilir. Bu da ileride diş etleriyle ilgili ciddi sorunların habercisidir. Günde iki kez dişlerinizi fırçalamayı, haftada üç kez diş ipi kullanmayı ihmal etmeyin.

                

LEKE VE BENLERİ TAKİP EDİN           

Bacaklarınızda birdenbire ortaya çıkan lekeleri, renk veya şekil değiştiren benleri dermatoloğunuza en kısa zamanda göstermelisiniz. Bu sayede sinsice yaklaşan birçok tehlikenin de önüne geçmiş olacaksınız.

                     

KULAKLARINIZI DİNLENDİRİN                                                            

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre her beş gençten biri yüksek sesle müzik dinlediği için işitme problemi yaşıyor. Uzmanlar sesin kısılmasını ve kulaklıkla dinleniyorsa 20 dakikada bir mola verilmesini söylüyor.

                                  

EKLEMLERİNİZİ ŞIMARTIN

Kronik eklem ağrıları; bilek, boyun, parmak ve kollarda ortaya çıkar. Bu ağrıları pek önemsemeyiz ama bunlar ciddi kemik ve kas rahatsızlıklarının habercileri olabilir. Zamanla kronikleşen bu ağrılarla baş etmek zordur. Gün boyu bilgisayar karşısında çalışıyorsanız dik oturmayı ve kısa aralıklarla esneme egzersizleri yapmayı unutmayın.

       

IŞILDAYAN GÖZLERE SAHİP OLUN

Göz doktorları keskin görüş ve genel göz sağlığı için A vitaminini öneriyor. Peki A vitaminini nelerden alabiliriz? Ispanak, patates, balkabağı, mango ve tabii havuçtan.

 

TIRNAKLAR VİTAMİNİN SÖZCÜSÜ

El ve ayak tırnaklarında beliren beyaz lekeler genelde çinko eksikliğinin belirtisi. Kaşık şeklindeki tırnaklar ise daha fazla demir almanız gerektiğini söyler. Kolay kırılan tırnaklar için en iyi çözüm omega- 3 yağ asidi takviyesidir.

 

GÖĞSÜNÜZ KURUMASIN

Sigaranın zararlarına bir yenisi eklendi. Uzmanlara göre sigara, cildin nem kazanmasını ve parlamasını sağlayan kolajeni parçalıyor. Ayrıca göğüs bölgenizin de kurumasına neden oluyor. Bu kuruluk zamanla kırışıklıklara da sebep olabilir.

 

Erkek bilgisayar, dişi bilgisayar

Kadınlar diyor ki:
Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler.
Daha da önemlisi bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz.
Erkekler diyor ki:
Bilgisayar dişidir. Çünkü onun mantığını yaratıcısından başka kimsenin anlaması mümkün değildir. Yaptığınız en ufak hatayı bile hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar.
Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra farkedersiniz ki, asıl parayı ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasınız.

Yumurtalık kistlerinde takip önemli

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, kadınlarda yumurtalıklarda görülen kistlerin çoğunlukla iyi olduğunu belirterek “Bu kistlerin %80 kadarı iyi huylu olmasına karşın yine de yarattığı sorunlar bakımından mutlak takip ve tedavi gerektirirler” diyor. Özellikle üreme çağındaki kadınların yaklaşık olarak % 30-40’ında görülen yumurtalık kistleri, kadın hayatının her döneminde ortaya çıkabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, yumurtalıkta görülen kistlerin %80 kadarı iyi huylu olmasına karşın yine de yarattığı sorunlar bakımından mutlak takip ve tedavi gerektirdiğini vurguluyor. Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, yumurtalıkta neden kist oluştuğu konusunda şunları söylüyor: “Yumurtalıklar oldukça dinamik organlardır. Beyinde hipofiz adlı yapıdan salgılanan hormonlar ile yumurtalıklarda her ay, içinde yumurta barındıran küçük kistçikler gelişir. Bunlara folikül kisti denir. Bazen yumurtlama sonrası bu folikül kistleri büyüyebilir ancak genellikle diğer adet dönemine kadar yok olurlar. Bu fizyolojik bir süreci yansıtır. Bazen ise patolojik kistler oluşur. Bunlar üzerinde durulması ve tedavi edilmesi gereken yumurtalık kistlerini oluştururlar.”

Yumurtalık kistlerinde takip önemli

Geç belirti verebilir Yumurtalık kistlerinde belirtilerin kistin boyutuna veya salgıladığı hormonlara bağlı olarak değişkenlik göstereceğini söyleyen Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, hangi belirtilerin görüldüğünü şöyle anlatıyor: “Kist çapı büyüdükçe karın ve kasık ağrısı, karında kitle ele gelmesi, kabızlık, barsak alışkanlıklarında bozulma, sık idrara çıkma hissi gibi bası bulguları ortaya çıkar. Kist hormonal olarak da aktifse adet düzensizliği, aşırı kanama, kilo artışı, kıllanma, akne ve sivilce çıkması gibi bulgular ortaya çıkar. Kisti olan bayanlarda kistin sapı etrafında dönmesiyle (torsiyon) veya kendiliğinden yırtılması ile çok şiddetli bıçak saplanır gibi ağrı oluşabilir. Bu durumda hemen en yakın hastaneye gidilmelidir. Öncelikle bayanlar rutin yıllık jinekolojik takiplerini ihmal etmemelidirler. Çünkü yumurtalık kistlerinin ve yumurtalık tümörlerinin çoğu geç belirti verdiklerinden önemli oranda ileri evrelerde ve çok büyümüş olarak saptanırlar. Belirtilen şikâyetleri olan bayanlar yıllık muayeneyi beklemeksizin mutlaka jinekologlarına başvurmalıdırlar. Özellikle 18 yaşından önceki kistler, 40 yaşından sonraki over kitleleri, hızlı büyüyen kistler, tedaviye rağmen geçmeyen kistler, menopoz öncesi 6 cm.den, menopoz sonrası ise 3 cm.den büyük kistler, ultrasonografide iç yapıları düzensiz olarak izlenen veya içinde solid kitleler olan kistler özel takip gerektirir.” Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, yumurtalık kistlerinin tedavileriyle ilgili olarak da şu bilgileri veriyor: “İlaçlarla tedavi (Adet düzenleyiciler veya doğum kontrol hapları gibi), kistin iğne ile boşaltılması, ameliyatla tedavi olarak üç tedavi seçeneği vardır. Tüm tetkikler yapıldıktan sonra yüksek ihtimalle kistin iyi huylu olduğu düşünülürse adet düzenleyici veya doğum kontrol hapları kullanılarak gerileme olup olmadığı takip edilebilir. Özellikle tüp bebek uygulamalarından önce basit kistler tedavi öncesi jinekolojik ultrasonografi rehberliğinde ince bir iğne vasıtası ile boşaltılabilir. Bu iki tedavi sadece basit görünümlü ve iyi huylu olduğu düşünülen kistlerde uygulanmalıdır. Kist ameliyatları da açık ve kapalı olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Habis özellik gösteren kistlerde, çok büyük kitlelerde genellikle açık ameliyat tercih edilir. Biz genellikle hastanemizde laparoskopi denilen kapalı ameliyatları uygulamaktayız.”Laparoskopi ile mükemmel sonuçlarla ameliyatı bitiriyoruz. Hasta daha az ağrı duyuyor, daha kısa süre hastanede kalıyor ve daha erken taburcu olup ayağa kalkıyor.”

Süper kadın olmaya çalışmak hasta ediyor...

Süper kadınların hastalığı olarak adlandırılan "fibromiyalji"de hastalar, yaygın kas ağrıları, çarpıntı, migren, ellerde uyuşma, barsak spazmları, gaz şikayetlerinden yakınıyor. Hastalar doktora "Her yerim ağrıyor, dayak yemiş gibiyim, sabah bitkin kalkıyorum." diyerek geliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayda Uluhan, “Bu hastalık daha çok süper kadınların hastalığı. Kesin bir tedavisi yok, hastaya hayata bakışını değiştirmesi, aşırı stresten uzak durmasını öneriyoruz” dedi.

Fibromiyaljiye kas romatizması denilse de, ne iltihaplı bir hastalık, ne de romatizmal bir rahatsızlık. Birçok belirtisi var. Hastalığın tam olarak neden olduğu bilinmemekle birlikte, uyku bozukluğu olan kişilerde daha çok görülüyor.

Normalde uykunun dört evresi var. Uykunun dördüncü evresine geçemeyen kişilerde vücut gerginliğinin ertesi güne sarkması nedeniyle bu hastalığın oluşabildiğini belirten Dr. Uluhan, şöyle konuştu: “Vücudun sırt, göğüs, kol içleri, dirsekler, kalçalar gibi bölgelerindeki gerginlik noktalarındaki hassasiyet ve ağrı bölgeleriyle kendini gösteriyor. Hastalar doktora her yerim ağrıyor, dayak yemiş gibiyim, sabah bitkin kalkıyorum, hiç uyumamış gibiyim derler. En ağır romatizmada bile hasta her yerim ağrıyor demez, ama bu hastalar her yerlerinin ağrıdığını ifade ederler.”

Süper kadın olmaya çalışmak hasta ediyor...



Doktor doktor dolaştıran hastalık

Fibromiyalji hastaları esas olarak kas ağrılarıyla doktora gidiyorlar. Ama iç organ kasları, spastik kolon, sinirsel kolit, baş ağrısı, çarpıntı, ellerde uyuşma, çene kitlemesi ve diş gıcırdatma gibi rahatsızlıklarla diş hekimine de başvurabiliyorlar. Yani birçok bölümü dolaşıyorlar ama teşhis konulduğunda tüm bu yakınmalar bitiyor. Hastalığın tedavisi yoktur demenin daha doğru bir yaklaşım olacağını belirten Dr. Ayda Uluhan, şunları söyledi: “Hastalara hayat tarzınızı, kafa yapınızı değiştirmeniz, zihninizi ve ruhunuzu rahatlatmanız lazım diyoruz. Aynı zamanda yaşam koşullarının da değiştirilmesi gerekiyor. Spora, kaplıcaya gitmek rahatlatıyor. Endişeyi de tedavi ediyoruz. Erkeklerde olunca daha zor, çünkü erkekler kabullenmiyor ya da kabullenmekte zorlanıyor. Kadınlar ise daha kolay kabulleniyor. Hastaların gergin kişilik yapılarıyla, süper kadın dediğimiz işini, evini her şeyini planlayıp yapmaya çalışan bir kadın grubu var. Amerika’da 4-5 milyon kişi fibromiyalji hastalığından yakınıyor.”

Fizik tedavi fayda sağlıyor

Hastalığın tedavisinde birçok branştan destek alınıyor. Ancak fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi büyük yarar sağlıyor. Hastalığı zamana yayarak tedavi etmeye çalışmak gerekiyor. Hastalarda dönem dönem şikayetler artıyor. Çocuğu sünnet oluyor, evleniyor ya da bir evden başka bir eve taşınıyor, bunlar süper kadınlarda telaşa, endişeye, hastalık belirtilerinin artmasına neden oluyor. Bu özel stres durumlarında hastalara ilaç tedavisi verdiklerini, onun dışında ilaç vermediklerini belirten Dr. Uluhan, “Tiroid ve romatizmal hastalıkların fibromiyaljinin dışında tutulması lazım. Bunun için de kan tahlillerinin ve muayenenin iyi yapılması çok önemli. Fizik tedavi romatolog ve dahiliye uzmanı bu hastalığın teşhisini koyabiliyor. Ama testleri de yapmak lazım” dedi.

Hastalık hastası olarak biliniyorlar

Fibromiyalji hastalarının toplumda "hastalık hastası" olarak adlandırıldıklarını, hastalıkları nedeniyle doktor doktor dolaştıkları için böyle bilindiklerini anlatan Dr. Uluhan, artık hastalığın kimyasının bilindiğini belirtiyor. Uyku bozukluğundan oluşan kimyasal maddeler kaslara toplanıyor. Yapılan biyopsilerde de bu maddelerin varlığı saptanmış. O yüzden hastaya senin bir şeyin yok denmemesi, iyi araştırılması gerekiyor. Hastalığın nedeni fiziksel olabildiği gibi ruhsal da olabiliyor. Fibromiyalji vücudun tüm sistemlerini etkiliyor. Hastaların eskiden doktor doktor dolaştıklarını şimdi tek elden çözümünün bulunduğunu belirten Dr. Uluhan, “Fizik tedavi ve romatoloji bunu tedavi ediyor, romatoloji teşhiste doğru adres, tedavide ise fizik tedavinin önemli yeri var” dedi.

Erkeğin kadından farkı

Erkeğin kadından farkı
Kadın ve erkek arasındaki en büyük fark nedir? Bu sorunun cevabını düşünmeyen kadın yoktur herhalde. Biz size şöyle özetleyebiliriz; siz ağlarken, o neden ağladığınıza anlam veremez....

Biz duygularımızı ne kadar açık anlatırsak anlatalım erkekler bu duyguları anlamakta zorluk çekerler. Siz onun yüzünden karşısında hıçkırıklara boğulurken, o size "niye ağlıyorsun" diye sorar. Bu küçük bir örnek olsa da tüm kadınların yaşadığı bir örnektir.

Erkekler ilişkide daha birçok şeyi sizden farklı düşünür. İşte bazıları...

Özel günlerin hiçbir önemi yok!           

Erkekler genelde aşkta küçük ayrıntılar üzerinde durmazlar. Örneğin yıl dönümlerinizi, doğum gününüzü unutabilirler. Ancak bu onlar için çok büyük bir sorun değildir. Hatta çoğu kez özel gün kavramının ne olduğunu bile hatırlamazlar. Çünkü bu gibi şeyler onlara göre küçük detaylardır. Kötü niyetle değil ama kendilerince hayatta önem verdikleri başka şeyler olduğundan çok da fazla tarihlere takılıp kalmazlar. Bu nedenle sevgiliniz sizin ile ilgili özel bir günü unuttuğunda hemen bozulup üzülmek yerine, kibarca uyarın ve asla bunu sizi sevmediği için yaptığını düşünmeyin.

Onu arayıp aramamanız çok da önemli değildir!               

Kadınlar sevgilileri tarafından aranmayı ve ilgilenilmeyi çok sever. Oysa telefon etmek erkekler için çok de gerekli bir durum değildir. Sevgilisini gün içinde mutlaka araması gerektiğini düşünmez. Hatta eğer bu konuda ona biraz sitemli davranırsanız, neden böyle davrandığınızı ve bir telefon görüşmesine neden bu kadar önem verdiğinizi anlayamaz.

Biten bir ilişki arkasından ağlanmaz       

Erkekler bazı durumları kadınlara göre daha kolay kabullenebilir. Ayrılık onlar için kabullenilmesi gereken bir gerçektir. Eğer ilişki bitmişse, ayrılmak gerekiyorsa yapılacak bir şey yoktur. Tabii bu tamamen onların üzülmediği anlamına gelmez. Çoğu zaman üzüntülerini dışa vurmamayı, duygularını karşısındakine aktarmamayı tercih ederler. Böyle zamanlarda mantıklı düşünceyi ön plana çıkarırlar. Onlar için bir ilişki bittiyse bitmiştir, üzülse bile bunun fayda sağlamayacağını düşünür.
                                                      

Aşk Hakkında Hiçbir Şey Bilmiyorsun!

Herkesin bildiklerinden farklıdır mutlaka bildiklerin. Anlatmaya başlasan saatlerce de dinletebilirsin. Aşkın mantığını, felsefesini çözmüşsün ya beyim; yanılıyorsun! Sen aşk hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!
Aşk Hakkında Hiçbir Şey Bilmiyorsun!
Kadın
Bildiğini sandıkların gönülde işlemez. Gerçek bir aşk yolcusu olmamışsın ki hiç! Bahsettiğim ille de kadına duyulan aşk değilken üstelik, sen yine de bilmiyorsun, aklında biriktirdiğin milyonlarca kelimeye rağmen. Teoride yaşamak senin yaptığın, pratiğe gelince çürüyorsun. Kendi kapanlarını kurmuşsun yollara, o rotada gideceğini bilerek hem de, farkında değilsin, kaçırdığın sadece aşk değil, bir ömre uzaktan el sallıyorsun.
Sana, beni sevmeyi beceremediğin için kızgın değilim. Tam tersi kendini sevmekten vazgeçmene bu isyanım. Oysa nasıl değişirdi şu bir türlü kabullenemediğin dünya, bilsen, aşkın lezzetini bir tadabilsen. Ah be sevgili! Dışarıda henüz güneş batmamışken, neden geceye çevirir ki bedenini insan? Bu düşünce tarlasına ektiğin tohumların yanında çıkan dikenlerin, aşkın parseline denk gelmesi de, tesadüf müdür acaba? Kendini böyle sevilmeye layık görmüyor mu ki ruhun? Aşkın özrü yaşam olamaz. Hangi yanına dönsen bitiremediğin şu günlük hayat dertlerini, üzerine zırh gibi giyerek, kaçtığın bu koyu yalnızlıkların da sence bir açıklaması vardır elbette; zaten amaç bu değil mi? Hep sebepler bulmadın mı düşleyemediğin yaşanacaklara? Düpedüz korkaksın işte! Boşuna itiraz etme, gönül kilitleyip suyun karanlık yerlerine kaçarak, tam ortasında duruyormuş gibi gösterip aslında yok olmak bir aşkın içinden, korkaklık değilse nedir?
Sen aşkı Azrail yapmışın kendine, oysa yaşamın en kolay tarafıdır ölmek. Sevmeden yaşamak meziyet değil, o kavuran dertlerine rağmen hayatın sevebiliyorsan, işte o zaman senindir zafer. Bana dünyayı anlatma, ben cehennemin en dibinden geldim hayatın ortasına. Piştiğim, kavrulduğum yangınlarla eğittim ruhumu. Savaşmak ne demek en iyi ben bilirim. Tek başına bir kadın olarak cenk etmekten, ayakta durmaktan, püskürtmekten daha zor olamaz, senin kavga dediklerin. Yine de kalbimi korudum kötülüklerden, hatta sadece yüreğim kalmış olabilir temiz kalan bu bedende.
Her şeyin, dünyanın tam merkezinde durarak, gezegenleri kendi etrafına alıp, bu koca sonsuzlukta, senden başkasının derdi yokmuş ve en çok seninkiler büyükmüş gibi salınıyorsun ya; sadece gülümsüyorum. Elindeki misketleri gösterip, “ne kadar ağır bunları cebinde taşımak biliyor musun?” diyorsun. Gözlerin bir an sırtımda duran küfeye kaysa, içinde taşıdığım o kocaman kaya parçalarını görsen, belki utanacaksın suskunluğumdan. Bakmıyorsun! Aşk dediğin koca bir yalan senin için, zorla, ellerinle parçalayarak yalan ediyorsun.
Sevgili, bilirim ki kimsenin yüreğine zorla koyulmaz aşk dediğin. Ne Afrodit karışır bu işe, ne Eros! Sen kalbinden vazgeçtiysen, Alaaddin’in lambasından çıkan cin bile, söküp alamaz, üstüne her gün yenisini ekleyerek sıktığın demir kemerleri kalbinden. Ben sadece  söylüyorum, aşka dair anlattıkların var ya, hepsi hikaye, sen aşk hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!